İrem

İrem
@Meyuszen

İrem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·256 syf.·
2025 16. kitabı
Isaac Asimov
8.6/10 · 1.071 okunma
Reklam
Acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma, orada o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili benden savrulan parçalar kurusa da, izleri var hala yolun kenarında. İzini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun, ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin. Ne zamandı bilmiyorum. yaşadıklarından sana kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun yerde fırtına koparan korku. kendi sarmalında döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun. Şimdi, acının ormanından geçiyorsun her şey bir daha kanasa da ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben geç meleğim, senin de şarkıların olsun içindeki telleri titreten.
Şiir
“Sylvia ile Aynı Yaşta, Aynı Karanlıkta”
Puan vermedi
Sylvia Plath 30 yaşında intihar etti. Şüphesiz iyi bir yazardı. Ama kitabın sonunda da okuduğum gibi, Sylvia intihar etmeden çok önce ölmüştü. Aşırı karamsar bir okumaydı benim için. Tekrar kendi içime döndüğüm, kendimin o karanlık haliyle el sıkıştığım bir hafta… “Tam yaşımda okumuşum,” dediğim bir kitap oldu. Sylvia ile aynı yaşta başladık; ikimiz de on sekizlerimizdeydik. Hatta o daha başlarındaydı yaşının, ben sonlarındayım. Az kaldı on dokuzuma. Okurken altını çizdiklerimin çok oluşunu buna bağlıyorum. Aynı dertlerimiz vardı. Daha sonraları ben bir hafta yaşlandım sadece, ama sevgili Sylvia 28 yaşına koştu amansızca. İki yıl yazmadı, sonra intihar etti. İki yıl önceden ölmüştü. İç dünyası, aşırı karmaşıklığı, müthiş derecede hayatın içinden. Zavallı Sylvia’nın umutlu hissettiği günleri —ki bu günler oldukça azdır— okurken, mutluluğuna, umuduna çaresizce inandığını görünce üzülürdüm. İki veya üç gün sonra günlüğünün boş sayfasına “berbat bir gün” diye başlayacağına adım gibi eminken… İçimizdeki umut kırıntılarını ve onların “kırıntı” olduklarını kabullenip üzerine çok da düşmememiz gerektiğini çok defa yazarken anlatmış Sylvia. Birçok flört hikayesi okuyorsunuz. Babasız geçirdiği günleri erkeklerde aramış hep. Yaşaması gereken baba duygusunu ve güvenini erkeklerde aradıktan sonra —gerçekleri— bulamamanın verdiği nefret ile erkeklere karşı sabit tutumları da vardır. Sonlara doğru annesine duyduğu nefreti itiraf etmesi dokunaklıydı. Psikoloğundan annesinden nefret etmek için izin alması, hissettiklerini meşru(?) bir dayanağa dayandırması, hoşuma gitti açıkçası. Tamamen flu bir kitap. Halının altına saklayamadıklarımızla dolu. Otuz yıllık hayat… Erken bir ölüm diyebiliriz ama bence zamanında oldu bazı şeyler. Kendisiyle ve hayatla bağını standart olana uyduramayanlar
Edebiyat
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,678 okunma