Okumak bir çamur deryasına dalmak gibiydi. Saatlerce onun içine batmış halde kalıyordum; bedenim pörsüyor, balçıklı su gözlerimden içeri sızıyordu. Ansızın her şeyin bir anlam kazandığını, bedenlediğini hissediyordum ve etim can sıkıntısına dönüşüyordu.
Ahh, nasıl güzel bir metin! Bir yas romanı, duyguları ajite etmeden nasıl bu kadar derin ve etkileyici olabilir? Canım Gospodinov yine büyüleyici. Bahçıvan ve Ölüm, yazarın babasının kaybının ardından kaleme aldığı, kendi tabiriyle bir ağıt-roman.
Konu itibarıyla son derece dramatik ve ağır bir metin okuyacakmışız hissine kapılıyoruz. Fakat Gospodinov’un büyüsü tam da burada başlıyor: Seni tek bir duygunun, o ağır yasın içine hapsetmiyor. Tam nefesin kesilecek gibi olduğunda, seni o duygudan çekip çıkarıyor; başka bir hikâyeye, başka bir zamana bırakıyor. Ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide gezinirken bile, metin hep ışığını koruyor.
Gospodinov, kendi melankolisini okura bulaştırmadan, yasın içinden zarafetle geçmeyi öğretiyor. Bir yazar böyle bir kaybı hem bu kadar dingin hem de bu kadar vurucu kelimelerle nasıl anlatabilir? Etkilenmemek elde değil. Bahçıvan ve Ölüm kalbimi çok kırdı, bu zamana kadar okuduğum tartışmasız en iyi yas romanı. Çok sevdim.
İspanyol yazar Sara Mesa ile tanışma metnim Bir Aşk. Kitaba dair güçlü duygular beslemiyorum. Bu yüzden metinle ilgili bir şeyler yazabilmek için okumamın üzerinden biraz zaman geçmesini bekledim. Ama hâlâ aynı yerdeyim: Bu kitabı sevdim mi, sevmedim mi bilmiyorum.
Yazar, İspanya’nın kırsalında sessiz ama rahatsız edici bir gerilimin ortasında geçen bir hikâye anlatıyor. İşini ve yaşadığı şehri terk edip bir köye yerleşen Nat, yalnızlık, yabancılık ve aidiyet duygusuyla mücadele ederken kendini bulmaya çalışıyor. Metnin görünen yüzü bu olsa da bence Mesa, ilişkilerdeki güç dengesizliklerini, sessiz kabulleri ve insanın kendi yalnızlığıyla kurduğu karmaşık bağı konu ediniyor.
Metin büyük tespitler ya da süslü cümleler kurmadan, son derece sakin bir şekilde ilerliyor; bu da bir yandan ustalıkla kurulmuş bir atmosfer yaratıyor. Böyle dingin metinleri genelde çok severim ama bu kez sanki metin, bana duygusal olarak dokunmamayı bilinçli seçmiş gibiydi. En iyisi, merak eden okurların kitabı okuyup kendi kararlarını vermeleri.