Melike ⠀ ོ⠀⠀ོ

Melike ⠀ ོ⠀⠀ོ
Bir şarkı büyütüyorum, ömrüme benzeyen sabah kadar uçuk, akşam kadar acı rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı acemi bir şarkı... umuda ve gerçeğe böyle katlanıyorum... #46390916
Tutunması zor bir kitap ama Tutunanlar mutlu...
10/10
·724 syf.··
2020 36. kitabı
·
1071 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2020 06:06
“Beni anlamıyorlar!” diye çırpındığımız bu dünyada, “Kitaplardan” daha anlamlı ne var, bilmiyorum… Kaç senedir kitaplığımda olan ilk aldığımda okuyup yarım bıraktığım sonra araya zaman girmesiyle tekrar elime alıp yine yarım bıraktığım ve nihayet karantina sürecinde bir oturuşta okuduğum muhteşem ve benim için çok özel bir eser. Canım Oğuzcuğum Atay… Herkesin bir dönem tutunamadığı anlar oluyor ama tüm hayatını böyle yaşayanlar... Tutunamayanların ana karakterlerinden biri, Turgut Özben ve iç sesi Olric. Turgut Özben'in içinde bastırdığı benliği, bir zamanlar çok yakın dostu olan Selim Işık’ın intiharından sonra ortaya çıkıyor. Ve bu intihara neyin sebep olduğunu bilmek, anlamak için Selim’in hayatına yolculuğa çıkıyor. Selim gibi olmak, Selim gibi düşünmek… İşte burada Selim’in tutunamamasına ve artık Turgut’un da bir tutunamayan olma yolunda ilerlemesine şahit oluyoruz. Yazarın hayali, konuya hakimiyeti, kelimelerle olay anlatımı bence çok etkileyiciydi. İnsana kendisini sorgulatması ayrı bir güzeldi... Kitapta gecen mektup, şiirler, üslubunu ve kurgusunu düşündüğümde böyle bir anlatıma, dehaya hayran olmamak imkansız. Biraz yorucu bir kitap, kafa yorar, düşünce yorar, yüreğinizi yorar…
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam
Yavaş güzeldir...
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2020 15:30
Kemal Sayarın okuduğum ilk kitabı. Dili öyle güzel, yalın ve akıcı ki adeta okumaya ara veremiyorsunuz. Vurgulamak istediği kısımları şiirsel bir dille tekrarlayıp eğlenceli bir hale getirmiş yazar. Bu yüzden okurken çok keyif aldım. Hem dünyanın hem de kendimizin içinde bulunduğu temel problemler çok enfes bir şekilde tespit edilmiş. Bir çoğuna aşina olduğumuz halde, tespitler çok yerinde ve bir çok noktada da çözüm de sunulmuş. "Her şey çok hızlı gerçekleştiğinde kimse hiçbir şeyden emin olamaz, kendisinden bile" diye yazmıştı Kundera, Yavaşlık adlı romanında. Gerçekten de hız bizi uyuşturuyor. Artık her yerde ve hiçbir yerdeyiz. Aslında bütün varlığımızla hiçbir yerde değiliz, parça parça orada ve buradayız. Hızlandıkça zaman kazanmıyor, sadece parçalanıyoruz. Kendimizi bulmak için hayatın kendi ritmine geri dönmeye ihtiyacımız var. İşte bu yüzden, kendi kendimize "Yavaşla!" diyoruz. Çünkü yavaş güzeldir…
YavaşlaM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 201513,2bin okunma
"Hepimiz potansiyel birer deli değil miyiz zaten?"
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2020 15:40
Epeydir okumak istediğim ama sürekli sakin bir kafayla okumak için ertelediğim bir kitaptı. Ve o sakin ortamı karantinada buldum. Hem psikoloji okuyan biri hem de bir kitapsever olarak kessinlikle şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap. Okuyun… Okutun… Kitap, bir akıl hastanesinde türlü hastalik ve hezeyanların pençesinde kivranan kadınlar koğuşunu Deborah'in yaşamı özelinde ele alıyor. Oldukça gerçekçi ve açık anlatımıyla okuyucuyu etkisi altına almayı da başarıyor. Yazarın kendi genç kızlık döneminde şizofreniden dolayı hastanede yattığını ve aslında anlattığı hikayenin kendi hikayesi olduğunu öğrenince daha bir sevdim bu kitabı. Çünkü orada bir mücadele, bir yaşam savaşı vardı. Hem de görünmeyen düşmanlarla yapılan çok daha zorlu bir savaş. Bu kitap, akıl hastalıkları konusunda insanı düşünmeye itiyor. Bedendeki herhangi bir sıyrık için etrafımıza toplanıp bize yardım edecek bir sürü insan bulabiliriz. Bir süre herkes hasta olduğumuz için bize müsamaha gösterir, çalışıyorsak izin alırız filan. Ama ruhumuzdaki sıyrıklar görünmezdir. Belirtileri fark edildiğinde ise insanların yardımdan ziyade bizden kaçtıklarını, bizi tecrit ettiklerini görebiliriz aslında. Çoğu insan ruhta açılan sıyrıklarla ilgilenmek istemez. Bu da ruhsal hastalıklara sahip olan insanlarda sağlığı daha çok tehdit eder ve onları dünyadan uzaklaştırır.
Edebiyat
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
9/10
·264 syf.··
2020 24. kitabı
·
1063 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2020 02:33
Baş karakterimiz Grenouille, daha gözlerini açar açmaz annesinin onu ölüme terk etmesiyle zor bir hayata başlar. İlk sütannesinin kokusunun olmadığını keşfetmesiyle rahibe geri getirdiği bebeğe bakmak için başka bir sütanne bulunur. Bu kadın sütanneliği meslek edinmiş ve aynı anda birden fazla bebeğe kendi evinde ücret karşılığı bakmaktadır. Ücret aldığı 8 yıl boyunca çocuğa bakar ancak ücret kesilince çocuğu çalışması için bir tabakçının yanına verir. Zor şartlarda yaşamaya devam eden Grenouille'nin hayatı parfümcü Baldini ile tanışmasıyla değişir. Tüm nesneleri kokularından tanıyan ve diğer insanlardan farklı olan Grenouille, Baldini'den çok şey öğrenir. Hayali ise parfümcüler şehri Grasse'a gitmektir. 7 yıllık mağara yaşamının ardında kendi kokusunun olmadığını fark eder ve dünyası yıkılır. Kendisi için insan kokusu adını verdiği bir koku yapar ve hayalinin şehrine gitmek için yola koyulur. Grasse'a vardığında duyduğu bir koku onu çok başka bir yola sokacaktır. Bu romanı nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama benim için ölmeden okunması gereken 100 roman arasına kesinlikle girer :) Büyük beklenti ve merakla başladığım beklediğimden fazlasını veren ender romanlardan biriydi. Dışlanmışlık ve sevgisizlik bir insana neler yaptırabilir bu romanda anlama imkanımız oluyor. Psikopatlık diye düşündüm okurken ama karaktere acıdım da. Birbirinden çok farklı duyguları aynı anda hissettiriyor ki bu bu roman her okuyuşta ayrı keyif vereceğini düşündürdü bana. Hele kendi kokusu olmadığını fark ettiğindeki o hayal kırıklığı, yaptıklarından hiç pişman olmaması, yazar tüm bu hisleri öyle güzel aktarmış ki keyif almamak imkansız.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
Gerçek müzeler Zaman'ın Mekan'a dönüştüğü yerlerdir.
Puan vermedi·516 syf.··
2020 23. kitabı
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum...” Cümlesiyle başlayan “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım...” Cümlesiyle biten, kitabın başkarakterlerinden Efsun’un adı gibi Efsunlu bir kitap. Orhan Pamuk’un okuduğum ikinci eseri ve yazara hayran kalmamak elde değil. Masumiyet müzesini okumadan önce araştırmamıştım. O yüzden kitabın ortasında bir müze bileti gördüğümde çok şaşırdım ve hemen gidip araştırdım. Ve ne göreyim gerçekten de Masumiyet Müzesi varmış . Hem çok şaşırdım hem çok mutlu oldum gidip hemen gezmek ve kitapta bahsedilen eşyaları görmek istedim. Müzeye girmek için de kitaptaki bileti göstermek yeterli. Kemal’e kızarak başladığım hikayede, Kemal’e acıyıp Füsun’a kızarak bitirdim. Kafamda acaba saplantı mı, yoksa aşk mı, belki her ikisi de bilemiyorum ama eğer kemal saplantılıysa kitabın sonundan da anlayacağımız gibi füsun da en az kemal kadar saplantılıydı, eşya ile anın, hislerin birleşmesi, bunu böylece bu şekilde aktarılması, dil betimlemeleri, ruhsal gözlemleri her şeyi ile çok iyiydi.
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Reklam