Mir Bedirhan

Mir Bedirhan
@Mir_Bedirhan
"Tu dizanî... Dinya guharî; hêvî, daxwazî, evîn, ecibandin... guherîn." "Biliyor musun... Dünya değişti; umut, dilek, aşk, beğenmek... değişti."
Edebiyat
Reklam
Şeyh dedi ki: Aşk dininde Bir alışveriş var ki "Karşılıklı kabul" derler ona. Denk olmak şartı yerine gelmese de caizdir, Alıcının ve satıcının şartı kabuldür.
Edebiyat
Dengbej dili Ellerini koy sözün yüreğinin üstüne. Hissettin mi o sıcaklığı, yakıyor değil mi ellerini? “Neden?” diye sordum bilenlere. Sözün yüreği neden bu kadar sıcak? Dediler ki “Sesin izini sür”. Dediler ki “Sorma bize, dengbejlere sor, onlar anlatsın”… Ya dengbejlerin dili yara bağlamışsa? Kim anlatır tarihin yaşadıklarını?
Edebiyat
Adım, Hasankeyf. 12000 yaşındayım. Henüz Asurlular yokken, Urartular yokken, Sümerler, Babilliler, Gutiler, Hurriler, bunların hiçbiri yokken ben vardım. Daha İbrahim doğmamışken, Zerdüşt doğmamışken, Yunus, Musa, İsa ve hz Muhammed doğmamışken, ben vardım. Avesta yokken, Tevrât yokken, İncil ve Kur’ân yokken, ben vardım. Gördükleriniz içinde benden daha eski olan tek şey, beni beslemek ve doyurmak için yaratılan Dicle Nehri’nin şiir gibi akan sularıdır. Mezopotamya dediğiniz ne ki, torunum yaşında sayılır. Kral Dakyanus’tan kaçan o yedi genç ve bir köpek, Ashab-ı Kehf, benim mağaralarımda saklandılar. 309 yıl uyudular koynumda. Her gece üstlerini örtüyordum hastalanmasınlar diye, o tertemiz alınlarını okşuyordum, o imânlı yüreklerine korku düşmesin diye o yedi delikanlıya kahramanlık ninnileri okuyup kendilerine cesaret aşılıyordum. Avesta, benim serin gölgemin altında yazıldı. Ben ilham kaynağı olmasaydım, nasıl edebilirdi Zerdüşt onca güzel sözü? Ahura Mazda’nın ilahî buyruğuydu: Bana hiç zarar vermedi Bilge Zerdüşt. Bir çakıl taşıma bile zarar vermedi, veremezdi. Ahura Mazda yasaklamıştı. İlk, beni sevmeyi öğretmişti. "Hasankeyf’i inciten Hüda’yı incitmiş olur. Hasankeyf’in kıymetini bilen, Hüda’ya yakın olandır. O halde Hasankeyf’i koruyun, Dicle’nin sularını kirletmeyin.” Buydu ilk âyetleri Avesta’nın. İbrahim doğduğunda, adını ben koymuştum. “Bra-him”, yani “mağaranın kardeşi”. Ebesi oluyorum. Kardeşi Harran’ın da aynı şekilde Abraham ve Harran, bu iki kardeşi ben büyüttüm, temel eğitimlerini ben verdim. Onlara Tanrı’yı anlattım. Tanrı’nın bana öğrettiklerini ben de onlara öğrettim. Makedonya Kralı Büyük İskender’e seferinde ben yol gösterdim. Selahaddîn Eyyubî’ye Kudüs’ün yolunu ben açtım. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’a ata binmeyi ben öğrettim. Kerimxan
Tarih
Kör körün ardına düşerse, uçurumdan yuvarlanır... Ben kör , o kör , Heme zaten alemin körü, Mıgo ise nefsinin ve bedeninin körü... Bizim durumumuz ne olurdu ?
Edebiyat