Cizrede bulunan Mem u Zin mezarlığının öyküsünü dile getiren ve bir zamanlar bazı duyguların ne kadar tesirli olduğunu günümüz bakış açısından ne kadar farklı olduğunun gözler önüne serilmesi...
Mem û ZînEhmedê Xanî · Nubihar Yayınları · 20142,702 okunma
Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin farketmez birde içine Kürtlerin destanını ekleriz. Aşk her dilde aşktır. Aşk uğruna çekilen acı her ırkta aynı. Aşkın Dili dini rengi olmaz bir kez daha anladık... Kötü her yerde kötüdür. Onuda Beko'dan anladık.
Çok severek okuduğum bir Kürt destanıydi. Kaldı mi böyle seven aşk uğruna kendini feda edebilen. Ne çok şeyler yitirmişiz kendimizden..
Dünya'nın her türlü kitabı okunur da kendi toprağımızın şiiri- destanı- efsanesi-romanı okunmaz mi tabi okunur. GELEK SPAS DİKEM..................... .................................
Mem û ZînEhmedê Xanî · Nubihar Yayınları · 20142,702 okunma
Barî ji te ra kirin muqadder
Ha bûne ji bo te ra muyesser
'Allah kendisi gormüş sana münasip
Hepsini etmiş bahtına nasip'
Bizede nasip olur mu Mem û Zîn
Mem û ZînEhmedê Xanî · Nubihar Yayınları · 20142,702 okunma
Tiyatroda Arif karakteriyle başladığım ve artık Tajdin karakterine can vereceğim bu mukaddes hikayenin
sadece Kürtlerin değil bütün milletimizin yüreklerinde kıpırtılar yaratacağından şüphem yok. Ben de bir Kürt olmamama rağmen bu etkide kaldığımı açıkça söyleyebilirim. Farklı varyantları var hikayenin fakat bu varyantlar bütünselliği bozacak türden değil. Okumanızı tavsiye ederim. Not: Ayrıca Halil Ergün’ün de rol aldığı filmi de çekilmiştir.
Dermanı olmayan bir derdin içindeyim ben. Periden ayrılan bir divane, bentleri yıkmış Dicle'yim.
Kürtlerin leylası ile mecnunu böyle deyince biraz tuhaf durdu gibi özgünlüğünü kaybediyormuş gibi ama öyle değil.
Kürtlerin geçmişe dair çok eseri yok Mem u Zin kürt edebiyatının öncülerinden
Sırf bundan dolayı okunabilir.
Kitap sadece aşkla sınırlandırmakta doğru olmaz. Eserde o dönemde yaşanan toplulukların birbiriyle olan ilişkilerini, toplumun sosyolojik yapısını gibi birçok unsuruda barındıryor.
Doğu felsefesinde gördüğümüz iyilik ve kötülük karmalarının islam diniyle harmanlaşmış, kötü olarak algıladığımız çoğu şeyin aslında kötü olmayabileceği aksine iyiliğe kapı araladığını eseri okurken hissedebiliyoruz.
Sonuç olarak gayet okunabilir bir kitap.
Keyifli okumalar....
Mem û ZînEhmedê Xanî · Nubihar Yayınları · 20142,702 okunma
Ehmedê Xanî, 1651 yılında kendi ifadesinde de belirttiği üzere doğmuştur. Doğum yeri Doğubayazıt tır. İran da uzun yıllar bulunmuş ve orada mistisizm öğrenmiştir. Kürtçe ye olan ilgisi ile ün salmıştır. Doğubayazıt ta bir okul kurup, oradaki öğrencilere Kürtçe eğitimi vermiştir. Nizami Gəncəvi den etkilenmiştir. Arapça, Farsça ve Osmanlıca bilmektedir. Mem ile Zin kitabı mesnevi tarzındadır. 1707 de vefat etmiştir. Türbesi Doğubayazıt tadır.
Kitabı Selîm Temo nun çevirisinden okudum. Çeviri genel anlamında iyiydi. Kendisi de doğal dokuyu Türkçe ye çevirirken koruduğunu ve diğer kitabı Türkçe ye çevirenlerden yardımlar aldığını kitabın girişinde belirtmiştir. Kitabın birçok çevirisi olduğu için bu çeviri sınıfı geçer not aldı benden. Değerlendirirken buna da dikkat edersiniz arkadaşlar. Temo ya göre Firdevsi ve Şota Rustaveli den sonra Doğu nun çıkardığı en iyi şairlerdenmiş Xani. Kitabın çevirisi ile alakalı olarak daha önceki maceraları, kitabın yasaklanması vs gibi hikayeleri kitabın girişinde 2016 tarihli yazısında Temo anlatmış. Özellikle bu macerada Yaşar Kemal ve Mehmed Uzun isimleri geçince ve öldüklerinden dolayı bu çeviri olayında yardımcı doğal olarak olamadıklarından dolayı, bu iki büyük kalemin ruhlarına kitabın çevirisini ithaf etmiştir Temo.
Kitap, 2.657 beyitlik bir mesnevi, 12 hece ve 5.314 kafiyeden oluşmaktadır. Kitapta Xani her bölümün girişinde o bölümde ne anlatacağını uzun uzun paragraf şeklinde yazarak belirtmiş. İlk söz ve son söz, Allah ve Peygamber aşkı gibi bölümlerde vardır. Bu kısımlarda hoşuma gitti. Yazanı değil, yani yazdıranı büyük bir bölümde anmış Xani.
Özellikle Kürtlük ve Kürtçe ile ilgili görüşleri rahatsız edici idi. Irkçılık seviyesinin dahi üstünde idi. Bu kısımlar, kitapla ilgili incelememde belirteceğim il konu olacak. Çünkü rahatsızlık duydum.
1. Amma
Öncelikle bu eseri okuma grubumuz olan @bidunyakitapgrubu grubumuzun efsane kategorisinden seçilmesi ile okuma fırsatı bulabildim.
Ahmede Xani 1651 yılında Hakkari'nin Hani köyünde dünyaya gelir bir süre sonra Doğubayazıta yerleşir ve orda yaşamını sürdürür.Xani Kürtçe diline olan ilgisi ile bilinip eserlerini Kürtçe yazmıştır bunun yanı sıra okul kurup öğrencilere eğitim vermiştir. Donemin önemli yazarlarından biri olan Ahmede Xani zamanında çok eser vermiştir ama günümüze kadar ulaşan dört eseri bulunmaktadir. Dönem dönem kitapları sansürlendiğinden günümüze kadar aslına yakın eserini bulmakta biraz zorlanabiliriz.
Ahmede bu efsaneyi nasıl ki Yaşar Kemal'in Ağrı Dağı destanından yola çıkarak yazdığı gibi Ahmede Xani'de Cizre'de yaşanmış bir aşk efsanesinden yola cikarak yazmıştır .
Ahmede Xani MEM U ZİN i anlatırken mesnevi tarzda önce Allah'a övgülerle başlayıp hikayenin geçtiği Botan bölgesini anlatmaya ve sonrasında hikayeye giriş yapar.Eseri okurken dini coğrafyayı edebiyat-şiir gibi içerikleri görebiliyoruz.
MEM U ZİN kitabında Beşeri ve ilahi aşkı işlenmiştir. Beşeri aşk dediğimiz Tacdin ile Sitinin aşkı işlenirken ilah aşkı asıl kitabın karakteri olan MEM ile Zin aşkı anlatılmaktadır.
Kitapta geçen fitneci fesatlık peşinde olan Beko karakteri günümüzde 'Sen Beko musun' ya da 'Bekoluk yapma ' gibi benzetmeler doğu bölgesinde deyim benzetme şeklinde yapılır. Nasıl ki Hz.isa'ya ihanet eden Yahuda ve Sezara ihanet eden Bürütüs gibi Mem'e ihanet eden bekoda böyle şekillenmiştir.
MEM U ZİN'in bende ki en önemli yeri çocukken annemin masal olarak bana anlatmasidir hatta masalın sonu hala aklimdadir masal şöyle bitiyordu: Bir türlü kavuşmalarını izin verilmeyen MEM ile Zin bir uçurumdan aşağı atlarken birer güvencin olup gökyüzünde kavuşurlardı.Kim bilir belkide
Kitabın başlığı Allah'ın ismidir
Onun ismi olmadan tamam değildir .
*
Kitapta şöyle bir cümle geçiyor "kavuşmanın da bir korkusu vardır " kim bilir nasıl güzel bir korkudur .
Kitap bünyevi bir aşkın manevi aşka nasıl dönüştüğünü anlatıyor
Mem ve zîn'in hikayesi genellikle Kürtlerin bildiği bir aşk hikayesidir. İki aşığın sonu farklı biten aşk hikayesini anlatıyor. Mem'i yakıp kavuran sevda ateşinin sonunda gerçeğe , ilahi olana yönelmesini hikaye alan bir kitaptır . Kitabı fazlaca özetlemek istemiyorum , ki lügatım da anlatmaya yetmez . Sadece biraz yarattığı duygulara değinmekle yetineceğim.
Kavuşmak....
"Kimi kavuşmayı ister Tacdin gibi
Kimi çileyi seçer mem ve zîn gibi"
Herkesin kavuşmak istediği bir hayali vardır ; kimi karşılıklı ,kimi hiçbir karşılık bulamadan bir hayali sever . Kimi hayaline kavuşur ,kimi vazgeçer ,kimi de yokluğa alışır.
Fakat sevdanın her türlüsü zordur . Yavaşça öldüren bir zehir ,vücudun her tarafında gezindiğini
hissediyorsun . Canını yakıyor ama elinden hiçbir şey gelmiyor . Sadece bekliyorsun. En acısı da bu ya bekliyorsun sonuna dair hiçbir fikrin yok ,ne olacağını bilmiyorsun . O zehir her gün başından parmak uçlarına kadar sızlayacak ve yavaş yavaş senin sonunu hazırlayacak . Ölüm bile bazen çok geç buluyor insanı
Kitabi çok beğenerek okudum ve sizlerin de okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum .
Vesselam
Hani, Allah'ın nurundan nasiplenmiş biridir. Yüreğindeki yaralar, şimdi herkesin yüreğinde...
Aşk ne kadar çetinse bile, uzun ve aydın bir yol önündediydi. Bu uzun yolda sadece beşeri aşk değil, her şeyin aşkı yer bulurdu. Bu yol ağaçlı, çiçekli ve dikenlidir...
Mutlu olan bir yürek, dertsiz de olmaz. Ama... Hani kendisine sadece derdi ister, mutluluk yare kalsın diye. (#119863797). Derdi taşıyabilen yürek, aşktan habersiz değildir. Bilirdi Hani; aşk, dertlere karşı bir cesaret timsalidir. Çünkü en büyük aşk en sonda Rabbi tanımakla, tanınabilirdi. İnsan ve yurt sevgisiyle... Ne kadar kötü olsa bile bir yer, orada yaşayıp, sevince bir insan, orası en güzel yerdir. Bu yer bir memleket de olabilir, yarin kucağı, bir ağustos böceğinin cırcırı da...
Aşk, şüphesiz büyük bir duygu. Ki büyük olmasaydı Ne Mem olurdu, Ne de Zîn... Hani de olmayabilirdi...
Hani'ye göre, her insan aşk ile doğar. Ama herkes aşk ile kalır mı bilinmez...
Ve devam eder Hani, "aşka sahip biri, huzursuzdur." (#119864978)
Uzatmayalım da Hani'nin kitabından bahsedelim biraz. Ki ne kadar uzatırsak o kadar kirletmiş oluruz...
Mem, çaresiz bir aşık gibidir. Her ne kadar çaresiz olsa da o kadar da iyi biridir. Yüreği Zin ile aydınlanır...
Zîn, eşsiz bir güzelliğe sahip. Yüreği simasından eksik değil.
Tacdin, eşsiz bir dost. Bana göre yüreği aşktan büyüktü.
Bekir, her insanın yolunda bir diken. Ne kadar senleyse, o kadar batar...
Her destanda olduğu gibi bu iki aşığın da yolu sancılıdır. Şüphesiz zor olan daha dikkat çeker ve istenilir. Mem ile Zîn'in aşkı bir duygu gibidir. Ne görülür ne de elin avucuna sığar. Ama tırnakların ucuna kadar hissedilir!
Mem bir yaralıdır. Yüreği hep umutla doludur.
Zin'in gözleri sürekli yoldadır. Mem'in ayaklarının
Yaşadığı yörede zaman zaman şeyh olarak kabul edilmiş, halk arasında Hani Baba adıyla da anılmıştır. Ayrıca, molla(Molla Ahmed) olarak da tanınmaktadır. Hânî Aşiretinden olmasından ve Han köyünde doğması ötürü Ahmed Hânî (Ahmed-i Hânî) olarak tanınmaktadır. Doğu Bayazıt medreselerinde müderrislik ve İshak Paşa Sarayında kâtiplik yapmıştır. Dört dil (Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe) bilen Hani, eserlerini, dönemin tercih edilen edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.
En bilinen eseri, 17. yüzyılda Kürtçe'nin Kurmanci lehçesiyle yazdığı "Mem û Zîn"dir. Xanî, Mem û Zîn adlı eserinde, Emir Zeynettin'in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sti adlı iki kız kardeşinin Mem ve Tajdin ismindeki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser, aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.
Türbesi Ağrı Doğubeyazıt'tadır.