Zin'i pencerede gördü bihaya
Sanki güneş bakıyordu aya
Fesatçı, bak nasıl bir hile yaptı!
Düşünüp ortaya bahane attı:
Nöbetledir, her işin gerçeği
Oyunda değişin kendi yerinizi
Bak, bu kez şüphesiz, Mem olacak mat
Şahım! Oyna, şimdi isteğine çat
Bey kalkıp Mem'in yanına geçti
Mem habersiz, yarin önünü seçti
Öyle ki bakıp Zin'i gördü gözleri
Bedava verdi fil ile veziri
Fukara taktı gözünü pencerelere
Atını değişti piyadelere
Altı el beye yenildi Memo
Yarin şarabından sarhoş oldu o
Mem û Zîn-Ehmedê Xanî
Mem û ZînEhmedê Xanî · Avesta Basın Yayın · 20162,702 okunma
KÜRTLERİN İLK MESNEVİSİ
*
Iranlılar için Ferhad ve Şirin ne ise,
Arap milleti için Leyla ve Mecnun efsanesi ne ise,
Kürtler için de Mem û Zîn efsanesi öyledir.
MEM Û ZÎN DİYE BİR AŞK VAR MI?
Kürt edebiyatında Ehmedê Xanî öncesi döneme baktığımız zaman Elî Herîrî ve Melayê Cizîrî'nin şiirlerinde Mem û Zîn'e rastlarız lakin bir efsane mi, yoksa yaşadılar mı bilinmez ama bu eser de (Mem û Zîn) geçen her sözün Ehmedê Xanî'ye ait olduğunu rahatlık ile söyleyebiliriz, bunu Ehmedê Xanî'nin sözlerinden anlıyoruz:
“Yalnız bilgelerden benim şöyle bir ricam var:
Öğrencilerin yanlışlarını açığa vurmasınlar
İster kötü olsun ister iyi olsun bu kitap
Ben çektim onun için iki yüz çeşit ıstırap
Turfandadır, yavrudur ve yeni yetişmedir
Her ne kadar pek fazla seçkin değildir
Onu bağlardan koparmadım ki onlar
Hırsızmışım gibi araştırıp soruştursunlar
Bu, gönül bahçesinin turfandasıdır
Masumdur, asildir ve günahsızdır
Acı da olsa tatlı da olsa bir turfandadır
Çocuktur, huyu da çocuk huyundandır
Halden anlayanlardan şu ricam var:
Bu yavrucakları kötülemesin onlar
Bu meyve her ne kadar sulu değildir
Kürtçe olup, bu kadarı yeterlidir
O, elbiseleriyle küpeleriyle sevimlidir
Benim öz malımdır, emanet değildir.”
Gördüğünüz gibi, Ehmedê Xanî eserin kendisine ait olduğunu ve çalıntı veya halk ağzından duyulma şeyler olmadığını dile getirmektedir ve dönemin Kürt okur yazar sınıfına bir eleştiri mahiyetinde Kürtçe yazmaktadır.
Ehmedê Xanî Kürt milliyetçiliğinin teorisyenidir, Ünlü Kurdolog Bazil Nikitin “Kürt Ulusal duygusu” başlığı altında Ehmedê Xanî'ye ve Mem û Zîn adlı yapıta böyle dikkat çekmektedir: “Bu konuda hicretin 1061 yılında doğmuş büyük Kürt ozanı Ehmedê Xanî'yi anmak yeter. Mem û Zîn adlı başlıca yapıtında Kürdistan'ı simgeleyen bir tutukluyu anlatan ozan, tutsak yurdu kurtarmak için
Doğu Edebiyatının en büyük klasiklerinin başında gelen bu şaheser yapıt çok önemli bir yere sahip olmasının nedeni yazar Ahmede Hani nin Arapça ve Farsça nın çok meşhur olduğu dönemlerde yapıtı kendi ana dilinde Kürtçe yazması.
konusuna gelecek olursak Leyla ile Mecnun, Ferhat ile şirin ve diğer deliler :) birbirlerine nasıl vurgunsa işte Memo ve Zin de öyle vurgundu bir birilerine...
her aşk hikayesinde olduğu gibi (olmazsa olmazlardan) bir işgüzar bu aşkın işgüzarı Bekir ve de onun entrikalarına kanan bir bey
sonuç olarak iki aşığın hazin sonu ... açıkçası bu sene cizreye yaptığım bir gezide o iki hayırlı şahsiyetin(Memo ve Zin)mezarlarını da ziyaret ettim.
ikisinin mezarı bitişikti. yanı başlarında ise Bekir denen aşk duşmanının mezarı vardı. Herhalde ibretialem diye oraya gömmüşler tabi kitapta sonlara doğru bir bölümde Zin istiyor onların mezarlarının yanı başında gömmülmesine ona göre Bekir in sayesin de bu kadar birbirlerine tuttundular, sevdiler yani Bekir aralarındaki bağı güçlendirmiş oldu.
Mem û ZînEhmedê Xanî · Avesta Basın Yayın · 20162,702 okunma
Ehmedê Xanî, 1651 yılında kendi ifadesinde de belirttiği üzere doğmuştur. Doğum yeri Doğubayazıt tır. İran da uzun yıllar bulunmuş ve orada mistisizm öğrenmiştir. Kürtçe ye olan ilgisi ile ün salmıştır. Doğubayazıt ta bir okul kurup, oradaki öğrencilere Kürtçe eğitimi vermiştir. Nizami Gəncəvi den etkilenmiştir. Arapça, Farsça ve Osmanlıca bilmektedir. Mem ile Zin kitabı mesnevi tarzındadır. 1707 de vefat etmiştir. Türbesi Doğubayazıt tadır.
Kitabı Selîm Temo nun çevirisinden okudum. Çeviri genel anlamında iyiydi. Kendisi de doğal dokuyu Türkçe ye çevirirken koruduğunu ve diğer kitabı Türkçe ye çevirenlerden yardımlar aldığını kitabın girişinde belirtmiştir. Kitabın birçok çevirisi olduğu için bu çeviri sınıfı geçer not aldı benden. Değerlendirirken buna da dikkat edersiniz arkadaşlar. Temo ya göre Firdevsi ve Şota Rustaveli den sonra Doğu nun çıkardığı en iyi şairlerdenmiş Xani. Kitabın çevirisi ile alakalı olarak daha önceki maceraları, kitabın yasaklanması vs gibi hikayeleri kitabın girişinde 2016 tarihli yazısında Temo anlatmış. Özellikle bu macerada Yaşar Kemal ve Mehmed Uzun isimleri geçince ve öldüklerinden dolayı bu çeviri olayında yardımcı doğal olarak olamadıklarından dolayı, bu iki büyük kalemin ruhlarına kitabın çevirisini ithaf etmiştir Temo.
Kitap, 2.657 beyitlik bir mesnevi, 12 hece ve 5.314 kafiyeden oluşmaktadır. Kitapta Xani her bölümün girişinde o bölümde ne anlatacağını uzun uzun paragraf şeklinde yazarak belirtmiş. İlk söz ve son söz, Allah ve Peygamber aşkı gibi bölümlerde vardır. Bu kısımlarda hoşuma gitti. Yazanı değil, yani yazdıranı büyük bir bölümde anmış Xani.
Özellikle Kürtlük ve Kürtçe ile ilgili görüşleri rahatsız edici idi. Irkçılık seviyesinin dahi üstünde idi. Bu kısımlar, kitapla ilgili incelememde belirteceğim il konu olacak. Çünkü rahatsızlık duydum.
1. Amma
Öncelikle bu eseri okuma grubumuz olan @bidunyakitapgrubu grubumuzun efsane kategorisinden seçilmesi ile okuma fırsatı bulabildim.
Ahmede Xani 1651 yılında Hakkari'nin Hani köyünde dünyaya gelir bir süre sonra Doğubayazıta yerleşir ve orda yaşamını sürdürür.Xani Kürtçe diline olan ilgisi ile bilinip eserlerini Kürtçe yazmıştır bunun yanı sıra okul kurup öğrencilere eğitim vermiştir. Donemin önemli yazarlarından biri olan Ahmede Xani zamanında çok eser vermiştir ama günümüze kadar ulaşan dört eseri bulunmaktadir. Dönem dönem kitapları sansürlendiğinden günümüze kadar aslına yakın eserini bulmakta biraz zorlanabiliriz.
Ahmede bu efsaneyi nasıl ki Yaşar Kemal'in Ağrı Dağı destanından yola çıkarak yazdığı gibi Ahmede Xani'de Cizre'de yaşanmış bir aşk efsanesinden yola cikarak yazmıştır .
Ahmede Xani MEM U ZİN i anlatırken mesnevi tarzda önce Allah'a övgülerle başlayıp hikayenin geçtiği Botan bölgesini anlatmaya ve sonrasında hikayeye giriş yapar.Eseri okurken dini coğrafyayı edebiyat-şiir gibi içerikleri görebiliyoruz.
MEM U ZİN kitabında Beşeri ve ilahi aşkı işlenmiştir. Beşeri aşk dediğimiz Tacdin ile Sitinin aşkı işlenirken ilah aşkı asıl kitabın karakteri olan MEM ile Zin aşkı anlatılmaktadır.
Kitapta geçen fitneci fesatlık peşinde olan Beko karakteri günümüzde 'Sen Beko musun' ya da 'Bekoluk yapma ' gibi benzetmeler doğu bölgesinde deyim benzetme şeklinde yapılır. Nasıl ki Hz.isa'ya ihanet eden Yahuda ve Sezara ihanet eden Bürütüs gibi Mem'e ihanet eden bekoda böyle şekillenmiştir.
MEM U ZİN'in bende ki en önemli yeri çocukken annemin masal olarak bana anlatmasidir hatta masalın sonu hala aklimdadir masal şöyle bitiyordu: Bir türlü kavuşmalarını izin verilmeyen MEM ile Zin bir uçurumdan aşağı atlarken birer güvencin olup gökyüzünde kavuşurlardı.Kim bilir belkide
Kitabın başlığı Allah'ın ismidir
Onun ismi olmadan tamam değildir .
*
Kitapta şöyle bir cümle geçiyor "kavuşmanın da bir korkusu vardır " kim bilir nasıl güzel bir korkudur .
Kitap bünyevi bir aşkın manevi aşka nasıl dönüştüğünü anlatıyor
Mem ve zîn'in hikayesi genellikle Kürtlerin bildiği bir aşk hikayesidir. İki aşığın sonu farklı biten aşk hikayesini anlatıyor. Mem'i yakıp kavuran sevda ateşinin sonunda gerçeğe , ilahi olana yönelmesini hikaye alan bir kitaptır . Kitabı fazlaca özetlemek istemiyorum , ki lügatım da anlatmaya yetmez . Sadece biraz yarattığı duygulara değinmekle yetineceğim.
Kavuşmak....
"Kimi kavuşmayı ister Tacdin gibi
Kimi çileyi seçer mem ve zîn gibi"
Herkesin kavuşmak istediği bir hayali vardır ; kimi karşılıklı ,kimi hiçbir karşılık bulamadan bir hayali sever . Kimi hayaline kavuşur ,kimi vazgeçer ,kimi de yokluğa alışır.
Fakat sevdanın her türlüsü zordur . Yavaşça öldüren bir zehir ,vücudun her tarafında gezindiğini
hissediyorsun . Canını yakıyor ama elinden hiçbir şey gelmiyor . Sadece bekliyorsun. En acısı da bu ya bekliyorsun sonuna dair hiçbir fikrin yok ,ne olacağını bilmiyorsun . O zehir her gün başından parmak uçlarına kadar sızlayacak ve yavaş yavaş senin sonunu hazırlayacak . Ölüm bile bazen çok geç buluyor insanı
Kitabi çok beğenerek okudum ve sizlerin de okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum .
Vesselam
Hani, Allah'ın nurundan nasiplenmiş biridir. Yüreğindeki yaralar, şimdi herkesin yüreğinde...
Aşk ne kadar çetinse bile, uzun ve aydın bir yol önündediydi. Bu uzun yolda sadece beşeri aşk değil, her şeyin aşkı yer bulurdu. Bu yol ağaçlı, çiçekli ve dikenlidir...
Mutlu olan bir yürek, dertsiz de olmaz. Ama... Hani kendisine sadece derdi ister, mutluluk yare kalsın diye. (#119863797). Derdi taşıyabilen yürek, aşktan habersiz değildir. Bilirdi Hani; aşk, dertlere karşı bir cesaret timsalidir. Çünkü en büyük aşk en sonda Rabbi tanımakla, tanınabilirdi. İnsan ve yurt sevgisiyle... Ne kadar kötü olsa bile bir yer, orada yaşayıp, sevince bir insan, orası en güzel yerdir. Bu yer bir memleket de olabilir, yarin kucağı, bir ağustos böceğinin cırcırı da...
Aşk, şüphesiz büyük bir duygu. Ki büyük olmasaydı Ne Mem olurdu, Ne de Zîn... Hani de olmayabilirdi...
Hani'ye göre, her insan aşk ile doğar. Ama herkes aşk ile kalır mı bilinmez...
Ve devam eder Hani, "aşka sahip biri, huzursuzdur." (#119864978)
Uzatmayalım da Hani'nin kitabından bahsedelim biraz. Ki ne kadar uzatırsak o kadar kirletmiş oluruz...
Mem, çaresiz bir aşık gibidir. Her ne kadar çaresiz olsa da o kadar da iyi biridir. Yüreği Zin ile aydınlanır...
Zîn, eşsiz bir güzelliğe sahip. Yüreği simasından eksik değil.
Tacdin, eşsiz bir dost. Bana göre yüreği aşktan büyüktü.
Bekir, her insanın yolunda bir diken. Ne kadar senleyse, o kadar batar...
Her destanda olduğu gibi bu iki aşığın da yolu sancılıdır. Şüphesiz zor olan daha dikkat çeker ve istenilir. Mem ile Zîn'in aşkı bir duygu gibidir. Ne görülür ne de elin avucuna sığar. Ama tırnakların ucuna kadar hissedilir!
Mem bir yaralıdır. Yüreği hep umutla doludur.
Zin'in gözleri sürekli yoldadır. Mem'in ayaklarının
Kürtçe yazılmış bir klasiktir, okuyalım dedilerdi, dünyanın dört bir yöresinin şiiri destanı okunur da kendi toprağımızın şiiri-destanı-efsanesi okunmaz mı, okunur tabi :)
Pdf ile okuduğum için her bir yerini renkli renkli işleyemediğim için çok üzgünüm. Bir çeviri dili bu kadar güzel bu kadar etkiliyken orjinali nasıl uçuyordur çok merak ettim, anlatımı o kadar etkileyici ki hiç dua ederken bu kadar şairane olunabileceğini düşünmemiştim:)
Sağolsun Ehmede Xanî sayesinde bol bol dua ettim:)öte tarafta kurtarır mı bilemem:)
Kötülük bu kadar hakimken aşkın kazandığı nerde görülmüş, değil mi? Anlatmaya gerek yok konuyu.
E bunları yazarken filminden bir ezgiyi de paylaşmadan edemeyeceğim:)
youtu.be/UfYn7Ns0Fn8
Mem û ZînEhmedê Xanî · Avesta Yayınları · 20132,702 okunma
Leyla ile Mecun, Aslı ile Kerem, Ferhat ile Şirin... Mem ü Zin.
Büyük bir halk hikayesi..
Hüzün dolu bir aşk hikayesi..
Eserin orjinali Kürtçe ve kitabın bir sayfası kürtçe ve diğer sayfası türkçe..
Divan şiiri tarzında beyitlerden oluşuyor dili oldukça sadeleştirilmiş.
Allaha övgü ile başlıyor, peygambere övgü ve sonrasında hikaye anlatılıyor.
Dostluk, aşk, acı, ihanet çok güzel işlenmiş.
Sonunda kuvuşamasada sevenler işleniş anlatım harika.
Eser her ne kadar bir aşk hikayesi gibi görünsede, bir kültürü anlatıyor. Bayramları, düğünleri, kıyafetleri, değer yargıları, yaşam tarzı daha nice konuda fikir veriyor.
Severek okudum.
Mem û ZînEhmedê Xanî · Hasat yayınları · 19902,702 okunma
Cizrede bulunan Mem u Zin mezarlığının öyküsünü dile getiren ve bir zamanlar bazı duyguların ne kadar tesirli olduğunu günümüz bakış açısından ne kadar farklı olduğunun gözler önüne serilmesi...
Mem û ZînEhmedê Xanî · Nubihar Yayınları · 20142,702 okunma
Yaşadığı yörede zaman zaman şeyh olarak kabul edilmiş, halk arasında Hani Baba adıyla da anılmıştır. Ayrıca, molla(Molla Ahmed) olarak da tanınmaktadır. Hânî Aşiretinden olmasından ve Han köyünde doğması ötürü Ahmed Hânî (Ahmed-i Hânî) olarak tanınmaktadır. Doğu Bayazıt medreselerinde müderrislik ve İshak Paşa Sarayında kâtiplik yapmıştır. Dört dil (Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe) bilen Hani, eserlerini, dönemin tercih edilen edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.
En bilinen eseri, 17. yüzyılda Kürtçe'nin Kurmanci lehçesiyle yazdığı "Mem û Zîn"dir. Xanî, Mem û Zîn adlı eserinde, Emir Zeynettin'in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sti adlı iki kız kardeşinin Mem ve Tajdin ismindeki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser, aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.
Türbesi Ağrı Doğubeyazıt'tadır.