Kuss bin Sâide’nin Hutbesi
“Ey İnsanlar; geliniz; dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayan ölür, ölen fenâ bulur, olacak olur, yağmur yağar, otlar biter, çocuklar doğar, annelerinin babalarının yerini tutar. Sonra hepsi mahvolup gider. Vukûâtın ardı arkası kesilmez. Hemen birbirini takip eder. Kulak tutunuz, dikkat ediniz, gökte haber var. Yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir döşenmiş köşk, gökyüzü bir yüksek tavan, yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar. Yoksa orada bırakılıp da uykuyâ mı dalıyorlar. Yemin ederim, Allâh katında bir dîn vardır ki, şimdi bulunduğunuz dînden daha sevgilidir. Allâh’ın bir peygamberi vardır ki gelmesi pek yakın oldu. Gölgesi başınız üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki ona iman edip de o da ona hidâyet eyleye. Vay o bedbahta ki ona isyân ve muhâlefet eyleye. Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen ümmetlere.
“Ey İyâd toplulugu, hani âbâ ve ecdâd? Hani süslü kâşâneler ve taştan hâneler yapan Âd ve Semûd? Hani dünya varlığına mağrur olup da kavmine ‘Ben sizin en büyük rabbinizim.’ diyen Firavun ile Nemrûd?. Onlar sizden daha zengin, kuvvet ve kudretçe sizden üstün değil miydiler? Bu yer onları değirmeninde ögüttü, tuz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini, yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor. Sakın onlar gibi gaflet etmeyin, onların yoluna gitmeyin. Her şey fânîdir. Bâkî ancak Cenâb-ı Hakk’dır ki birdir. Şerîk ve nazîri (benzerî ve mülkünde ortağı) yoktur. Tapacak ancak odur. Doğmamış ve doğurmamıştır. Evvel gelip geçenlerde bize ibret alacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girecek yerleri var, ama çıkacak yeri yoktur. Büyük küçük hep göçüp gidiyor, giden geri gelmiyor. Artık katî olarak anladım ki, herkese