"Ne diyebilirim ki sana, varlığın sırları saklı senden,benden ;bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.Bizimki perde arkasında dedikodu; bir indi mi perde,ne sen kalırsın, ne ben."
On küçük zenci yemeğe gitti,
Birinin lokması boğazına tıkandı.Kaldi dokuz.
Dokuz küçük zenci çok geç yattı,
Sabah biri uyanamadı.Kaldi sekiz.
Sekiz küçük zenci Devon'a gezmeye gitti,
Biri geri dönmedi. Kaldı yedi.
Yedi küçük zenci odun kırdı,
Biri baltayla kafasini yardi.Kaldi altı.
Altı küçük zenci kovanla oynadı,
Birini yabanarisi soktu. Kaldı beş.
Beş küçük zenci hukuka merak sardı.
Biri yargıç oldu.Kaldi dört.
Dört küçük zenci denize yüzmeye gitti,
Birini kırmızı balık yuttu.Kaldi üç.
Üç küçük zenci hayvanat bahçesine gitti,
Birini büyük bir ayi kapti. Kaldı iki.
Iki küçük zenci güneşte oturdu,
Birini güneş çarptı. Kaldı bir.
Bir küçük zenci yapayalnız kaldı,
Gidip kendini astı.
Ve kimse kalmadı...
"Bu yerlerde trenler doğudan batıya,batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi... Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı. Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi..."