Eskiden gizlenen veya su sebilinin yanında anlık gülüşmelerle iletilen duygular, artık "beğen" ve "paylaş"larla dijital peltemizde sonsuza dek muhafaza edildiğinden, kolektif yaşamlarımızın daha aşikar bir özelliği gibi görünüyor.
Hayat dediğimiz şey, karbon atomunun olağanüstü bileşik kurma becerisi sayesinde haddinden fazla şişmiş sarmal şeklinde bir molekülün, hasbelkader kendini kopyalamaya başlamasından ibarettir.
Ona bir zeka verdiniz ama vicdan vermediniz. Hedefine ulaşmak için her şeyi mübah görüyor. İnsanlara ne zarar vereceğini, ne hissettireceğini önemsemiyor. Kötülük bundan başka nedir ki?
Eğer ağzınızı geniş, sahte bir gülümsemeyle açmak üzere (atın dizginlerini ısırması gibi) bir kalemi ısınrsanız, bir başkasının gülümsemesini (ama surat asmasını değil) fark etmekte zorluk yaşarsınız. Bunun nedeni kalemi ısırıken, gülümseme sırasında kullandığınız birçok aynı kası harekete geçirmeniz ve bu durumun beyninizdeki ayna nöronu sistemine iletilmesiyle eylem ve algı arasında bir karmaşa yaşamanızdır (Belirli ayna nöronları bir yüz ifadesinde bulunduğunuzda ve aynı ifadeyle bir başkasının yüzünde karşılaştığınızda tetiklenir). Bu deney de eylem ve algının beyinde genellikle sanıldığından çok daha fazla birbirleriyle ilişkili olduğunu gösterir.