Medet yine keyifliydi. En çok kitaba da ismini veren Medet isimli öyküyü sevdim. Çünkü
Sezgin Kaymaz ın vazgeçilmez Hülya’lı, köpekli öykülerinden biriydi.
Son öykü “Tevzadze Kim?” de çok keyifli ve bir o kadar dokunaklıydı. (Ebaannenin bedduaları beni benden aldı :)) )
Sezgin Kaymaz kitapları için yaptığım her incelemede küfür ve argonun bol bol olduğunu belirtiliyorum. Ancak bu kitapta biraz fazla vardı sanki… Birazcık fazla kaçırmış :))
Sezgin Kaymaz severlere tavsiyemdir. Ancak yazarın daha iyi kitaplarını okuduğumu belirtmem lazım…
Keyifli okumalar herkeslere efenim…
Klasik Sezgin Kaymaz tarzı, bol küfürlü, şaşırtıcı bazen mide bulandıcı ve farklı tarzıyla yazılmış beş hikayeden oluşuyor. Bu tarz çoğu insana olduğu gibi banada keyif veriyor. Farklı birşeyler denemek isteyenlere Sezgin Kaymaz her türlü tavsiye olunur..
Hani bazı yazarlar vardır ne yazsa okumak istersiniz, işte Sezgin Kaymaz da benim için öyle... Hele de onun kitaplarını Emre Melemez seslendiriyorsa.
Bu sefer öyküleriyle karşı karşıyayız, her biri birbirinden eğlenceli, her biri birbirinden düşündürücü.. Emre Menemen de her zamanki gibi muhteşem seslendirmiş. Çok keyifle dinledim.
Düz Dünyacılar adlı romanını okuyunca aldım Medet’i. Muhteşem bir yazar. İyi ki yazıyor. Romanlarını yazıp çekmecede biriktiriyormuş. Sonra bir arkadaşı, (Can Kozanoğlu) bu romanlar yayınlanmalı demiş. Her ikisine de minnettarım.
‘Medet', muhteşem bir öykü. ‘Onlara İyi Davran’ kategori dışı, olağanüstü. Dili ve ters köşesi bugüne kadar gördüklerimin çok ilerisinde.
Sezgin Kaymaz, kurguladığı dünyayı öyle güzel anlatıyor ki okurken kendimi o dünyaya ait hissedip, kendime yabancılaşıyorum, kim olduğumu, ne yaptığımı unutuyorum. Sözlerim kulağınıza abartıyormuşum gibi gelmiş olabilir ama inanın bana abartmak istesem bu cümleleri kuramazdım.
Ters köşesi de gol sevinci yaşatıyor. Gerçi “gol sevinci"nin ne olduğunu da kendi deneyimimden değil (takım sporları ile pek alakam olmadığından) ustanın ‘Hayırlı Yolculuklarınız Olsun…’ adlı öyküsündeki duygu durumla metaforlaştırdım. İyi ki yazmış, umarım daha uzun yıllar yazar.
Uzun bir aradan sonra bu kitapla yeniden başladım Sezgin Kaymaz okumaya. Nasıl da özlemişim…
“Medet” öyküsünde tanıdık bir yüze, Hülya’ya rastlayıp mutlu oldum. Sezgin abimizle atışmaları, “pisss” demesi, hepsi yüzümde tatlı bir tebessüme dönüştü. Her ne kadar bu öykünün sonunda inceden bir ürpersem de birçok yerinde kahkahalara boğuldum. Bu mizahi dilini çok seviyorum Sezgin Kaymaz’ın.
“Hayırlı Yolculuklar” da bir diğer tanıdık hikayeydi çünkü yine Sezgin abimizin lise yıllarına bir yolculuk yapıyorduk bu hikayeyle. Diğer kitaplarını okuyanlar bilir, çocukluk yıllarına ait çokça hikaye vardır ve her biri beni bolca güldürmüştür. İşte bu hikaye o yüzden tanıdık geldi bana. Sanki diğerlerinin devamı gibi. Diğer öykülerini de sevdim ama bu ikisi benim daha çok hoşuma gitti diyebilirim.
İçinde beş farklı hikâye var. Hepsi konu olarak ilginçti. Her gün bir tanesini okuyarak bitirdim. Yazarın tarzını çok beğeniyorum, bütün kitaplarını okumayı düşünüyorum.
Hikâyelerden en çok ilkini ve sonuncusunu beğendim. Hayvanları -özellikle köpekleri' çok sevdiğim için ilk hikâye beni çok etkiledi. Son hikâye ise kötü bir kocanın eline düşmüş bir ebeyi anlatıyordu. Okurken Allah kötü insanlarla karşılaştırmasın dedim.
Bazı hikayeler cok uzatılmıs acıkcası bunalttı zor bıtırdım
Asırı kufurlu geldı belkı fazla abartıyor olabılırım dozu fazlaydı
Yazarın eline saglık basarılar dilerim
Sezgin Kaymaz okumayı cidden çok seviyorum o nedenle de bütün kitaplarını okuyacağım. Yavaş yavaş sindire aindire
Gelelim Medet 'e
5 adet öykü ilki Sezgin kaymaz ve Hülyasının paralel evreniydi merkez gene köpekciklerdi ama asıl olay insanların insafsızlıklarıydı. (En sevdiğim)
Ikinci öykü gene fantastik bir morg çalışanı ilr ilgiliydi
Üçüncü öykü sezgin kaymazın gençliğine dairdi çokca güldüm.
Dördüncü hikaye iki adamın ayrılmaz dostluğuna dair biraz fantastik biraz gerçekciydi sonu hüzünlüydü.
Ve en sevdiğim hikayesi Tevzadze Kim adlı öyküydü müthiş insan manzaları içeriydi temel manzara ahlaki yoksunluktu. Severek okudum tavsiye ederim.
Hikaye türünde, Sezgin Kaymaz’dan şimdiye kadar okuduklarım arasında en iyisi bu eserdi. Nicelik olarak az ama nitelik olarak çok daha derin hikayelerden oluşması, hem her hikayeye daha yakın ve kapsamlı bakmanızı hem de tadını tam olarak çıkarmanızı sağlıyor.
Medet - Sezgin Kaymaz - İletişim Yayınevi Sayfa: 296
296 sayfalık tek bir roman değil, 5 ayrı kısa romanın birleşiminden oluşan bir 296 sayfalık bir roman.
Kitap Medet bölümü ile başlıyor.
Sinop (Erfelek) doğumluyum. 5 yaşıma kadar orada kaldım, babam bizi terk ettikten sonra 5 kardeş, bir de anne Konya'ya taşındık. İlkokulu ve Koleji (O zamanlar Maarif Kolejiydi) Konya'da bitirdim. 1980'de Hukuk okumak için Ankara'ya geldim. Sporla ilişkim okulla olan ilişkime ağır bastığı için üçüncü senemde Hukuk Fakültesinden ayrılıp Hacettepe İngiliz Dil Bilimine geçtim. Son sınıfa kadar okulun en başarılı öğrencilerinden biri olmayı bile becerdim. Son sınıfa dönemlik kaydımı yaptırmaya gittiğim gün Türkçe dersini alttan almam gerektiğini, çünkü çaktığımı söylediler. Ben de sinirlenip son sınıftan terk ettim. O arada öğrenci affı çıktı. 10 sene önce sıkılıp bıraktığım Hukuk Fakültesinin 10 sene önce yüzüne bile bakmadığım derslerine üç ay çalışarak hepsini verdim ve afla geri dönüp yeniden Hukuk öğrencisi oldum. Bir süre sonra sınıf arkadaşlarım işi abartıp bana "Amca" demeye başladıkları için tekrar sıkıldım ve tekrar bırakıp İngiliz Dil Bilimine döndüm. Çok şükür diplomamı aldım.
Spora cirit ve çekiç atarak başladım, daha sonra hentbolü seçip 31 sene boyunca antrenörlük yaptım. Araya sıkıştırdığım spor değil okul oldu her zaman. Bu süreçte Kulüp takımlarının yanı sıra Millî Takımları da çalıştırdım.
1990 senesinde günlük uyku ihtiyacımın 1-2 saati geçmediğini, hâttâ 3 saat uyuduğum zaman ertesi gün akşama kadar baş ağrısı çektiğimi fark ediverdim. Geceleri okumaktan sıkılınca da yazmaya başladım. Çok sevdiğim bir arkadaşım taslaklardan birini İletişim'e sızdırınca da Can KOZANOĞLU bana "yazar" dedi. O günden sonra spor dahil diğer bütün işler "araya sıkıştırılan" işler oldu. Yazmanın bu kadar hoşuma gideceğini bilseydim 31 sene top peşinde koşmazdım. Gerçi şu anda Voleybol Federasyonunda top kovalamaya devam ediyorum ama gecelerin bana kalan birkaç saatlik kısmı var. Orada yazmaya çalışıyorum.