Monoton

Monoton
@Monoton
Doktor
Universite
Izmir
4 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Atatürk'ün açtığı fabrikalar: 1-Ankara fişek fabrikası (1924) 2-Gölcük tersanesi (1924) 3- Şakir zümre fabrikası (1925) 4-Eskişehir hava tamirhanesi (1925) 5-alpullu şeker fabrikası (1926) 6-uşak şeker fabrikası(1926) 7-Kırıkkale mühimmat fabrikası (1926) 8-Bünyan dokuma fabrikası (1927) 9-Eskişehir kiremit fabrikası (1927) 10-Kırıkkale elektrik santrali ve çelik fabrikası (1928) 11- Ankara çimento fabrikası (1928) 12-Ankara havagazı fabrikası (1929) 13-İstanbul otomobil montaj fabrikası (1929) 14-kayaş kapsül fabrikası (1930) 15-Nuri killigil tabanca, havan ve mühimmat fabrikası (1930) 16-Kırıkkale elektrik santrali ve çelik fabrikası (1931- genişletildi) 17-Eskişehir şeker fabrikası (1934) 18-Turhal şeker fabrikaları (1934) 19-Konya ereğli bez fabrikası(1934) 20-Bakırköy bez fabrikası (1934) 21-Bursa süt fabrikası (1934) 22-İzmit paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1934 temel atma) 23-Zonguldak antrasit fabrikası (1934 temel atma) 24-Zonguldak kömür yıkama fabrikası (1934) 25-keçiborlu kükürt fabrikası (1934) 26-Isparta gülyağı fabrikası (1934) 27-Ankara, konya, eskişehir ve sivas buğday filoları (1934) 28-Paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1935 - tamamlandı)
Siyaset
Reklam
Büyük sayı diye bir şey yoktur. Bulduğunuz en büyük sayıya, her zaman 1 ekleyebilirsiniz.
Edebiyat
Geçen yıl amcamın yazlığında küçük bir kız tanımıştım. Beş altı yaşlarında, siyah saçlı, pörtlek gözlü, kamburca bir kızdı. Belki terlikleri ayağından çıkmasın diye, belki de başka türlüsünü beceremediğinden, leylek gibi yürüyordu. Kapkara bir leylek. Çok sevimliydi. Bir iki kez konuşmaya, onu güldürmeye yeltenmiştim ama bana pek yüz vermemişti. Bir öğleden sonra sahilde oturmuş kitap okurken koşarak önümden geçtiğini gördüm, biraz ileride durup geri döndü ve "biliyor musun," dedi nefes nefese, "Emre'nin ayağına deniz kestanesi battı!" "Öyle mi!" dedim, onun hoşuna gideceğini düşündüğüm şaşkın bir yüz ifadesi takınarak, "peki şimdi nerde?" "ayağında!" diye bağırdı çın çın, sonra da yine koşarak uzaklaştı. Ah, öznelerin farklılığı öldürecek beni. O zaman çok güldürmüştü ama şimdi öldürecek. Herkesin cümlesi aynı bile olsa öznesi farklı. Ve gramer hiçbir işe yaramıyor. Gravyer bile daha iyi olabilir. Demek istediğim, özne hiç bir zaman ben olamadım. Özne, hep bir denizkestanesiydi.
Edebiyat
Bir anarşist gibi hissediyor, bir aristokrat gibi acı çekiyor, bir küçük burjuva gibi kaçıyorum.
Edebiyat
Güzel olan ne varsa, Celladını taşır yanında.
Edebiyat
Reklam