Abdülhak Şinasi Hisar'ın İstanbul'unda Ayvazovski'nin İstanbul'unu hissettiğim ve bu üç ustanın sanatlarına büyük bir hayranlık duyduğum doğrudur. 🖋🖋🖌📚🖼 🫠
"Bu merkezî ve üretken kilise Paris'in eski kiliseleri arasında, âdeta başı, göğsü aslan, karnı keçi, kuyruğu ejderha olan masal hayvanı gibidir: Birinin başına, birinin kol ve bacaklarına, bir diğerinin gövdesine sahiptir. Her birinden bir iz taşır.
Sanatçıların, antikacıların, tarihçilerin oldukça ilginç bulduklarını tekrarlamamız gereken bu melez yapılar mimarinin her şeyi önceleyen nitelikte bir sanat olduğunu hissettirirler, mimarinin en büyük ürünleri bireysel değil toplumsal olan (ayrıca sağlam eski yapıların kalıntıları, Mısır piramitleri; devasa Hint pagodaları da bu olgunun kanıtlarıdır), dâhi insanlardan çok, gelişen toplumlara ait olan bu yapılar bir ulusun mirasını, yüzyılların yığıntılarını, insanlığın peş peşe gelen buharlaşmalarının tortusunu, kısacası oluşum türlerini temsil ederler. Zamanın her dalgası kendi alüvyonunu bırakır; her ırk binanın üzerine kendi katmanını ekler; her birey kendi taşını yerleştirir."
(