‘Biliyor musun çok tuhaf yüz ifadelerin var senin.’
İçim eriyordu. ‘Öyle mi?’
‘Öyle. Bir şeyler konuşup duruyorsun ama yüzün hep başka bir şeyler anlatıyormuş gibi.’
Güçlükle yutkundum. ‘Ne gibi şeyler?’
‘Daha acıklı bir şeyler.’
Artık yüreğim gümbür gümbür çarpıyordu. Oturduğu yerde usulca bana doğru uzandı.
‘Bir gün hepsinin anlamını öğreneceğim….
Yüzündeki bu ifadelerin.’
Asıl siz nasıl yapıyorsunuz? Nasıl her şeye bu kadar kolay ikna oluyorsunuz? Anlamadığınız fikirlere tutunuyorsunuz, tanrılara yalvarıyorsunuz. Sonra tüm inancınız yerle bir olduğunda, hiçbir şey değişmemiş gibi yolunuza devam ediyorsunuz. Sözlerinizin, inançlarınızın kendi gözünüzde bile hiçbir değeri, hükmü yok aslında. Şu ya da bu fark etmiyor sizin için; yeter ki sefil varlığınızı manalı kılacak bir yalan olsun hayatınızda. Ve her zaman söyleyecek ne kadar çok sözünüz var!