Müderris İdris

Müderris İdris

, bir kitabı okumaya başladı
Hamza Andreas Tzortzis
9/10 · 288 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Rus yayılmacılığı Müslüman halkın kayıpları üzerine kurulmuştur. Zorunlu göçe ilk tabi tutulan en büyük Müslüman topluluğu Kırım Tatarlarıdır. Tatarların tecrübesi sadece çek tikleri acılar bakımından değil, daha sonraki Rus yayılmalarına da örnek teşkil ettiği için öğreticidir.
Türk Tarih Kurumu Yayınları·Kitabı okuyor
Tarih
Türkleri ve diğer Müslümanları kovarak bir ulus yaratmak yöntemini, sonradan Bulgar, Rus ve Ermeniler de uyguladılar. Balkan, Anadolu ve Kafkasya'da yaşayan Müslüman toplulukların talihsizliği yeni ulus devlet lerin önünde engel teşkil etmelerinden ibaretti. Onların talihsizliğini kat merleştiren ise, bu insanların dayanağı olan Osmanlı İmparatorluğu'nun kendilerini savunacak güçten yoksun olmasıydı. Onların çektikleri kaderin cilvesiydi çünkü eğer Türkler güçlü oldukları zaman Yunan milliyetçileri ninkine benzer bir davranış uygulasalardı, Hıristiyanlar çoktan sürülmüş olurlardı ve o topraklar, aradan geçen senelerde sadece Müslüman Türk ulusunun yaşadığı topraklar haline gelirdi. Fakat tam tersi oldu; Osmanlılar, Hıristiyanların topraklarında kalmasına müsamaha göstermelerinin acısını çektiler. Osmanlılar Hıristiyanlara kimi zaman iyi kimi zaman kötü davranmışlardı, fakat onları topraklarından sürmemiş; dillerini, geleneklerini ve dinlerini muhafaza etmelerine izin vermişlerdi. Doğru olan davranış biçimi de budur, fakat 15. yüzyıl Türkleri hoşgörülü olmasaydı, 19. yüzyıl Türkleri yurtlarında kalmaya devam edebilirlerdi.
Türk Tarih Kurumu Yayınları·Kitabı okuyor
Tarih
Avrupalı güçler nihayet 1830'da Londra Protokolü ile Osmanlı'yı Mora'da Yunan Krallığı kurmaya zorladığında, o topraklarda yüzyıllardır yaşamakta olan Müslümanların hiçbiri kalmamıştı. Kayıp sayısı kesin olarak bilinmemekle beraber, yirmi beş binden fazla Müslüman'ın Yunan ihtilalcileri tarafından öldürüldüğü sanılmaktadır.
Türk Tarih Kurumu Yayınları·Kitabı okuyor
Yunanistan'daki Türklerin ölümü, savaş zayiatı değildi. Yunan çetelerinin eline geçen tüm Türkler, kadın ve çocuklar dahil öldürülmüşlerdi. Tek istisna köle olarak alıkonan bir kaç kadın ve kızdan ibaretti. Bazen savaş sarhoşluğu içinde ve eski efendilerin düştüğünü görmek arzusuyla, Türkler derhal öldürülmüşlerdi ama katliamların çoğu planlı ve serinkanlılıkla işlenmişti. şehir ve kasabaların tüm Türk nüfusu toplanıp şehir dışına yürütülmüş ve kuytu yerlerde boğazlanmışlardı. Örneğin Tripolitza'da: Perişan [Türk] halk, üç gün süreyle vahşi haydutların hırs ve zulmüne maruz bırakıldılar. Yaşına ve cinsiyetine bakılmadan hepsi katledildi. Öldürülmeden önce kadın ve çocuklara işkence yapılmıştı. Katliam o kadar mahşeriydi ki, [çete lideri] Kolokotrones'in kendi anlatımına göre; kasabaya girdiğinde, hisar kapısından itibaren atının nalları toprağa değmedi. Onun zafer yolu, halı gibi insan cesetleriyle kaplanmıştı. iki günün sonunda, sağ kalabilen feci haldeki 2.000 kadar her yaş ve cinsiyetten Müslüman, bilhassa kadın ve çocuklar merhametsizce toplanıp, yakındaki bir dağdan uçuruma yuvarlandı ve orada sığır gibi parçalandılar.
Türk Tarih Kurumu Yayınları·Kitabı okuyor
Tarih