Türkleri ve diğer Müslümanları kovarak bir ulus yaratmak yöntemini, sonradan Bulgar, Rus ve Ermeniler de uyguladılar. Balkan, Anadolu ve Kafkasya'da yaşayan Müslüman toplulukların talihsizliği yeni ulus devlet lerin önünde engel teşkil etmelerinden ibaretti. Onların talihsizliğini kat merleştiren ise, bu insanların dayanağı olan Osmanlı İmparatorluğu'nun kendilerini savunacak güçten yoksun olmasıydı. Onların çektikleri kaderin cilvesiydi çünkü eğer Türkler güçlü oldukları zaman Yunan milliyetçileri ninkine benzer bir davranış uygulasalardı, Hıristiyanlar çoktan sürülmüş olurlardı ve o topraklar, aradan geçen senelerde sadece Müslüman Türk ulusunun yaşadığı topraklar haline gelirdi. Fakat tam tersi oldu; Osmanlılar, Hıristiyanların topraklarında kalmasına müsamaha göstermelerinin acısını çektiler. Osmanlılar Hıristiyanlara kimi zaman iyi kimi zaman kötü davranmışlardı, fakat onları topraklarından sürmemiş; dillerini, geleneklerini ve dinlerini muhafaza etmelerine izin vermişlerdi. Doğru olan davranış biçimi de budur, fakat 15. yüzyıl Türkleri hoşgörülü olmasaydı, 19. yüzyıl Türkleri yurtlarında kalmaya devam edebilirlerdi.