23 Nisan tarihi itibarıyla Meclis faaliyetine başlar, ancak Meclis'in resmi bir ismi yoktur. Bu konu, Meclis henüz açılmadan önce gündeme gelmiştir, fakat bir isimde karar vermekte zorlanılmıştır. Meclis'in ismine büyük önem verilmesi, bu konuda ortak bir karara ulaşmayı zorlaştırmıştır. Her milletvekili, Meclis'in ismiyle kendi düşünce ve ideallerini ifade etmek istemiş, bu da tüm milletvekillerinin bir isimde birleşmesini güçleştirmiştir. Sonuç olarak, sorunun çözümü zamana bırakılmıştır. 11 Nisan tarihli toplantıda farklı üyeler tarafından "Meclis-i Kebir," "Meclis-i Kebir-i Milli," "Kurultay" ve "Meclis-i Mebusan" isimleri önerilmiştir. Ancak, bu toplantıda isim konusunda genel bir karara varılamamıştır. Buna rağmen, Meclis'in açılış konuşmasında Şerif Bey'in "Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum" demesi, genel bir eğilimin oluştuğuna dair önemli bir ipucu olarak görülmüştür. Meclis açılmış olmasına rağmen, resmi anlamda hala bir ismi bulunmamaktadır. Meclis'in açılışını takip eden günlerde, Mustafa Kemal Paşa'nın denetiminde yayınlanan "Hakimiyet-i Milliye" gazetesi, ısrarla "Meclis-i Kebir-i Milli" ismini kullanmaya devam etmiştir. Bu isimle, Meclis'in dini ve ulusal niteliğine dikkat çekilmek istenmiştir. Ancak, takip eden günlerde "Büyük Millet Meclisi" ismi daha yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bir süre sonra, bazı milletvekilleri mevcut ismin önüne "Türkiye" ibaresini eklemişlerdir. 8 Şubat 1921 tarihli İcra Vekilleri Heyeti Kararnamesi'ndeki kullanımını takiben, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" Meclis'in daimi ve resmi ismi olmuştur.