Çözemediğim bir şeyler var hayatımda
Sualtı gibi derinlerde sessizce bekleyen
Dirensem, daha ne kadar direnebilirim artık
Nereye kadar gidebilirim, gitsem?
Aradığım nedir, o kentten bu kente?
Adressiz yaşamak da sıkar insanı gün gelir
Gider heyecanlar, istekler, gülümseyişler
Yüreğimdeki denizin suları birden çekilir.
Özleyip de vardığım her yerden, hemen kaçsam diyorum
Ne aradığımı biliyorum, ne bulduğumu
Bilmem neresinde yanıldım ben bu hayatın?
Yüreğimi kabartan o sevinç, şimdi sonsuz bir acı oldu...
Çözemediğim bir şeyler var hayatımda
Sanki ilk benim duyduğum garip, anlatılmaz duygular
Sürse daha ne kadar sürer bu, bilmiyorum
Ölümü ve hayatı yanyana düşünmesini ne zaman öğrenir çocuklar?
Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.
" Madem Rahîm bir Hâlık'ımız var; bizim için gurbet olamaz. Madem o var, bizim için her şey var. Madem o var, melaikeleri (melekleri) de var. Öyle ise bu dünya boş değil. "
" Şu dünya bir imtihan meydanı ve hizmet yurdudur. Lezzet, ücret ve mükâfat yeri değildir. Madem hizmet ve kulluk yurdudur, o halde hastalıklar ve musibetler, dine zarar vermemek ve insanın sabretmesi şartıyla o hizmeti ve kulluğu kuvvetlendirir, onlarla çelişmez.. "