!!!!!!Normalde okunmama kaygısından ötürü uzun bir inceleme yapmaktan içtinap etmekteyim fakat bu incelemem biraz uzunca oldu. Eğer okursanız istifade edeceğinizi ve kitap hakkında bir mukaddime nevinden bir bilgi edineceğinizi inanıyorum!!!!!!!
Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan Victor Hugo, 1829 yılında yayımladığı “bir idam mahkumunun son günü” isimli eserle Fransa’daki idam cezasının kalkmasına yönelik taviz vermez bir tavırla karşı çıkışını anlatmaktadır. 19. Yüzyılın ilk çeyreğinde Fransız toplumunun sosyo-ahlaki, siyasi ve politik olarak ale’l-ekseri idam cezasının gerekli olduğu üzerinde durmaktadır. Bu yargıyı kitabın “trajedi hakkında bir komedi” bölümünden öğreniyoruz. Fransa’da idam meselesini geniş bir nazariye ile ele almak iktiza ederse; “idam olsun” diye savunan zümrenin ana gerekçesi, topluma zarar veren tefessüh etmiş ve gelecekte de topluma zarar verebilme potansiyeline sahip bireylerin ortadan kalkması gerektiğini düşünürler. Bu sorunsala cevap olarak Hugo, “eğer sadece bu söz konusu olsaydı -yani iflah olmayan ve topluma zarar veren bireye- müebbet hapis cezası yetecekti. Öldürmek neye yarar? Hapishaneden kaçılabileceğini söyleyerek itiraz edeceksiniz, öyle değil mi? Nöbetçileriniz görevlerini iyi yapsınlar. Demir parmaklıkların sağlamlığına güvenmiyorsanız, hayvanat bahçelerini açmaya nasıl cesaret ediyorsunuz? Zindancının yeterli olduğu yerde cellada gerek yoktur!” cümleleriyle karşılık verir. İkinci olarak idam cezasını savunan zümrenin diğer bir dayanağı; “Toplum suçludan intikamını alabilmeli ve ona hakkettiği cezayı –idamı- verebilmeli…” Hugo ise, toplumun ikisinin arasında yani cezanın altında intikamın üzerinde yer aldığını ifade edip böylesine büyük ve böylesine alçak iki şeyin topluma uygun düşmeyeceğini savunur: