Evet itiraf edeyim. Ben de, Türkiye’de yapılan ve ziyadesiyle rağbet edilen diğer absürt komedilerden devşirdiğim tecrübeyle, kitaba büyük bir önyargıyla yaklaştım, hatta uzun süre kitabı temin edip okumaktan çekindim. Çünkü hepimizin bildiği gibi Türkiye’de absürt komedinin kolay kolay mesajı olmaz. İde’esi de bulunmaz. Amaç sadece saçmalamak ve saçmalayarak güldürmektir. En azından son dönemde böyle.
Bu yüzden kitabı başta bir vakit kaybı olarak gördüm ve daha sonra zihnimi dinlendirmek için okumaya karar verdim. Henüz ilk sayfalarda bu kanaatim değişmemişken kitabın yarısından sonra fikrim değişmeye başladı. Bir şey hakikaten en çok zıttıında görünüyor. Bütün hayatın çıplaklığı ya da kitaba uyarlarsak mantıklı hayat denilen şey kendini ancak absürt hayatta gösteriyor. Yani yazar öyle absürt bir roman yazıyor ki bu romanda reel hayatı tüm çıplaklığıyla görmemeniz neredeyse imkansız.
Eserdeki karakterlerin neredeyse hepsinde hayatı öyle bir tiye alma durumu var ki bu insanlar hiçbir şeyi umursamıyor diyorsunuz . Ancak karakterlerin bu umursamama durumu içerisinde aslında hayatı ne kadar ciddiye aldıklarını gösteriyor yazar. Yine zıttında görünüyor her şey. Baba İskender her fırsatta oğluna fazlalık diyor mesela, ama söylemlerinde görünür oluyor asıl fedakarlığı.
Bunu bu şekilde değil de gayet ciddi bir üslupla yazmış olsaydı yazar, yani zıttında görünüyor her şey mottasını benimsememiş olsaydı, sanıyorum bu kadar net göremezdik herbir mesajı. Her bir karakterin duygularından şüphe ederdik, samimiyetini sorgulardık; tıpkı gerçek hayatta yaptığımız gibi. Sanıyorum bu gerçeği de çok iyi biliyordu yazar bu yüzden böyle bir üslup tercih etti.
Hasılı kelam büyük bir önyargıyla yaklaştığım ve popüler kültürün dayattığı alelade bir roman olarak düşündüğüm bu eserden,
Hayatta hiçbir isteği olmamış, duaları bile kabul görmemiş insanlar için gerçekleşen hayaller hayli korkutucudur. Nereden duydum bilmiyorum ama 'Hayallerin ne kadar büyükse, hayal kırıklığın da o kadar gürültü olur,' demiş biri.
Hangi zamanda yaşadığını zannediyosun sen? İnsanlar birbirlerine yardım etmeyi çoktan bırakmış. Herkesin tek derdi vicdanını rahatlatmak. Sokakta mendil satan çocuğa para vermek bile zor gelir, onun yerine sosyal medyada mendil satan çocuğun fotoğrafını paylaşmak yeter onlara.