İnsanın kendine yapacağı en büyük kötülük kafasını dinlemek. Kendimden biliyorum. Uzun süredir yaptığım tek şey, kafamı dinlemek. Susmuyor bir türlü. Hiçbir şey düşünmeden boş gözlerini tavana dikmek insan için gerçek bir hazine…
Eğer bir toplum büyük oranda hayvanî ihtiyaçlarını karşılamayı birinci öncelik edinmiş fertlerden oluşuyorsa, zihin kontrolörlerinin işi hiç de zor değil: Havucu burnuna tut, at koşmaya başlayacaktır...
Aşağıda, edindiğimiz bilgilerle ve yaşadığımız sosyal etkileşimler sırasında karşılaşabileceğimiz binlerce zihin kontrol yönteminden birkaçını sıralamaya çalışacağım. Bakalım her birimiz günlük yaşamımızda bunlardan kaçına maruz kalıyoruz?
1. Grup baskısı: Ait olunan grubun değerleri dışındaki değerle- rin kabul edilmemesi için yapılan telkinler, sınırlamalar bütünü.
2. Eski değerlere saldırı: Yeni birtakım fikirlerin kabulünü ko- laylaştırmak için, eski değerlere saldırarak onları gözden düşür- meye çalışmak (ki bunun örneklerini sıkça yaşıyoruz).
3. Meta-iletişim: Konuşma veya yazma sırasında sürekli belli bir kelimeler dizgesini yahut belli bir jargonu kullanarak ana içeriğin üzerinden ama içerikten bağımsız mesajlar vermek. (Örneğin; ko- nuşmalarda sürekli "ultra-yeni Türkçe(!)" kelimeler ve anlaşılması zor ifadeler kullanarak "Ben sizden değilim, seçkinim" yahut "İşte görüyorsunuz, sizdenim!" gibi mesajların verilmesi.)
4. Soru yasaklama: Otorite kullanarak grup/cemaat/rejim için- deki hâkim düşünceyi tehlikeye sokabilecek soruların önünün ka- patılması, soru sormanın ayıplanması, cezalandırılması.
5. Lisan suistimali: Lisanın kasıtlı ve yaygın bir biçimde kötüye kullanılmasıyla insanların lisan yeteneklerini, dolayısıyla düşünme ve algı melekelerini sakatlamak. (Televizyonlarımızdaki yaygın ar golaşma ve lisan bozukluğu da buna bir örnek olarak verilebilir.)
6. Celbedilmiş söz yitimi (afazi): Bir önceki bölümde tartıştığı- mız gibi, tıbbî bir terim olan ve konuşma/anlama melekelerinin yitirilmesi anlamına gelen "afazi"nin toplum bilimsel türevi. Keli- melerin anlamlarında karmaşa yaratarak, aslı ve tanımı olmayan yeni kavramlar ortaya koyarak insanların iletişim yeteneklerini baltalamak ve kişileri -aynı dili konuşmalarına rağmen- birbirle- rinin dilinden
"Ben buna 'toplumsal afazi' diyorum. Çünkü kimsenin başına taş düşmedi ama Türkiye insanlarının tıpkı travma geçirmiş afazi hastaları gibi, söylenenleri söylendiği biçimde anlamadıkları, ağızlarından çıkanı formüle edemedikleri, söylemek istediklerini, istedikleri gibi söyleyemedikleri bir duruma itilmiş olduklarını düşünüyorum, görüyorum."
Alev Alatlı