Muhammet İkbâl

Muhammet İkbâl
@Muhammetikbal
Kimsenin lütfuna olma talip, bedeli cevheri hürriyettir. | Namık Kemal Meşrebim: Üveysî NEDEN OKUYORUZ? #256895874
Günlük hayatta, belki kolaylık olsun diye ya da güncel modaya istinaden çoğu kez dilimizi doğru kullanmıyor, ona gereken özeni göstermiyoruz. Fakat bunun bedeli sandığımızdan çok daha ağır. Kelimelerimize ve kavramlarımıza gereken özeni göstermediğimiz takdirde, bu kavramları oyuncak edenlerin elinde oyuncak olmaktan kurtulamayız
Sayfa 19·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yapay Uzman(lar)
Bir diploma gösterişidir gidiyor. Daha lisans eğitiminin hakkını verememiş köhne zihinler, uzmanlık sertifikası ile gururlanır olmuşlar. Çalıştıkları uzmanlık alanına dair en ufak bir entelektüel merak taşımayanlar; sadece yüksek lisans için bakındıkları alanda, uzmanım diye ahkam kesiyorlar. “Uzmanı olduğun alanda, tez sürecinin öncesinde yahut sonrasında bir tane kitap okudun mu?” diye sorsan az sonra ezberden sayacağı eser isimlerini düşünecek hırdavat, alanda sözüm dinlensin diye iktibas da yapıyor. Üstelik mezkur ulemanın meramına dair en ufak bir tefekkür gerçekleştirmeden. Öylesine utanmasızca, öylesine ukalaca. Eskiden yükseklisans çalışmaları değerliydi. Zira her bir karışı emek kokardı. Artık riya kokuyor. Zaten dikkat edin artık bir alanlarda uzmanlık kovalayanların ekseriyeti meslektaşlarıyla donanımsal anlamda yarışamayacak tipler. Bu yüzden yüksek lisans kovalıyorlar. Çünkü orada dayılar daha söz sahibi. Bu yüzden bu alanı farklı bir yol olarak görüyorlar. Lisans yıllarını da o parti bu parti diye geçirdiklerinden; ziyadesiyle menfi dayıları da var. İçinde bulundukları iki yüzlü ve hamasi ahvalden de zaten bu siyasi tecrübe ile gocunmuyorlar. Keşke biri çıksa da “yarım doktor candan, yarım hoca imandan, yarım aydın da gelişimden eder” dese. Ne rahatlardım. Fena dolmuşum. Allah “tek hakkın var; seni hangi kitleden koruyayım?” diye bir dilek hakkı sunsa, hiç şüphesiz, bir saniye bile düşünmeden bu kütlesel yığından korunmayı dilerim. Ve dahi Allah, cümlemizi korusun. Tüm bu söylediklerimden uzmanlığın hakkını vermiş; bu alanda diresek çürütmüş azınlığı istisna tutarım. Şu son kısma kadar söylediklerimden biriyle gönüllerini incitti isem bağışlanma dilerim.)
1000Kitap

Muhammet İkbâl

, bir kitap okudu
6/10
·147 syf.·
5 günde okudu
·
2025 15. kitabı
Sait Faik Abasıyanık
7.3/10 · 15,2bin okunma

Muhammet İkbâl

, bir kitap okudu
9/10
·305 syf.··
22 günde okudu
·
2025 14. kitabı
Ali Köse
8.5/10 · 144 okunma
Milenyum (yeni) tarikatlar (dinler) da neyin nesi?
9/10
·305 syf.··
2025 14. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 01:15
Osho, modern tıbbın, hastalığı yok ettiğini ancak hastalığı ortaya çıkartan sebebi, mücadele konusunun dışına ittiğini; bu yüzden hastalık tedavi edilse dahi kolaylıkla yeniden ortaya çıkabildiğini yahut farklı hastalıklar şeklinde tezahür edebildiğini söylüyor. Bu yüzden asıl tedavi, var olan hastalığı yok etmekle değil, onu ortaya çıkartan sebebi yok etmekle gerçekleştirilmeli. Bu sayade ancak gerçek manada hastalıkla mücadele edilebilir. Osho bu görüşüyle belki bütün hastalıkları psikosomatik bir kümeye dahil ederek hata ediyor. Hatta genelleme hatası yapıyor da olabilir. Ya da pek hamasi bir görüş de ortaya koyuyor olabilir ancak bu tespitin bir gerçeklim payı var. Şöyle ki tıp camiası “Kaygı/stres, insana, mikroptan daha çok zarar veriyor” derken ruhun beden üzerindeki bu etkisinden bahsediyor. O halde insanı iyileştirmek istiyorsak; ruhu tedavi etmeyi, bedeni tedavi etmeye öncelememiz gerekiyor bir noktada. Ve tabi bir organizma olarak insan nasıl ruhsal bir tedaviye muhtaç ise toplum da tümel bir organizma (insan) olarak aynı tedaviye muhtaç. … Konu çok teorik bir zemine kaydı. Ben en iyidi meseleyi en başa sarayım. Biraz da masallaştırayım. … Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken; ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken … (tamam tamam uzatmıyorum.) Zamanın birinde, derme çatma bir köy evinin, çatma derme bir odacığında üç oğlan yaşarmış. Oğlanların kendi erilliği eve yeterince erkeklik katmazmış gibi bir de aynı evin aynı odacığında bu üç oğlanın babası yaşarmış. Babanın evdeki varlığı evin yegane düzeniymiş. (Kozmos) Zira her bir oğlanın kendi şahsına münhasır mizacı, ancak babanın iktidarında aile çatısı altında bulunabilirmiş. Bu sebepten eve fazlalık gibi duran bu ata eril, aslında evin var oluş sebebi
Alıntı
Milenyum TarikatlarıAli Köse · Timaş Yayınları · 2020144 okunma