Osho, modern tıbbın, hastalığı yok ettiğini ancak hastalığı ortaya çıkartan sebebi, mücadele konusunun dışına ittiğini; bu yüzden hastalık tedavi edilse dahi kolaylıkla yeniden ortaya çıkabildiğini yahut farklı hastalıklar şeklinde tezahür edebildiğini söylüyor. Bu yüzden asıl tedavi, var olan hastalığı yok etmekle değil, onu ortaya çıkartan sebebi yok etmekle gerçekleştirilmeli. Bu sayade ancak gerçek manada hastalıkla mücadele edilebilir.
Osho bu görüşüyle belki bütün hastalıkları psikosomatik bir kümeye dahil ederek hata ediyor. Hatta genelleme hatası yapıyor da olabilir. Ya da pek hamasi bir görüş de ortaya koyuyor olabilir ancak bu tespitin bir gerçeklim payı var. Şöyle ki tıp camiası “Kaygı/stres, insana, mikroptan daha çok zarar veriyor” derken ruhun beden üzerindeki bu etkisinden bahsediyor.
O halde insanı iyileştirmek istiyorsak; ruhu tedavi etmeyi, bedeni tedavi etmeye öncelememiz gerekiyor bir noktada. Ve tabi bir organizma olarak insan nasıl ruhsal bir tedaviye muhtaç ise toplum da tümel bir organizma (insan) olarak aynı tedaviye muhtaç.
…
Konu çok teorik bir zemine kaydı. Ben en iyidi meseleyi en başa sarayım. Biraz da masallaştırayım.
…
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken; ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken … (tamam tamam uzatmıyorum.)
Zamanın birinde, derme çatma bir köy evinin, çatma derme bir odacığında üç oğlan yaşarmış. Oğlanların kendi erilliği eve yeterince erkeklik katmazmış gibi bir de aynı evin aynı odacığında bu üç oğlanın babası yaşarmış.
Babanın evdeki varlığı evin yegane düzeniymiş. (Kozmos) Zira her bir oğlanın kendi şahsına münhasır mizacı, ancak babanın iktidarında aile çatısı altında bulunabilirmiş. Bu sebepten eve fazlalık gibi duran bu ata eril, aslında evin var oluş sebebi