Dünyaya dönük sadece üç türlü bakış açısı mevcuttur ve bundan başka bir şey söz konusu değildir; dinî, materyalist ve İslami. Her şey çift yaratılmıştır (Kur'an). İnsan da çift yapılı bir mahluktur ve ruh ve bedenden oluşur. Beden, sadece "ruhun vasıtasıdır." Bu vasıta evrimleşmiştir ve bir tarihi vardır ama ruh öyle değildir. Ruh, Allah tarafından bizzat üflenmiştir.
İnsanın ilk yönü bilimin diğer yönü ise din, sanat ve ahfakat ilgi alanıdır. Bu nedenle de insan hakkında iki hikaye ve iki hakikat mevcuttur. Batı dünyasında bunu Darwin ve Michelangelo sembolize eder. Darwin, Michelangelo'nun insanı hakkında konuşmaz. Bunun tersi de doğrudur. Onların doğruları farklıdır; fakat birbirlerinin aleyhine değildirler. Zamanın akışında medeniyet ve kültürün karşıtlığı olarak öne çıkarlar.
Bilim ve teknik medeniyete, din ve sanat ise kültüre aittir. Birincisi beşeri ihtiyaçların ifadesi (nasıl yaşarım?), ikincisi ise beşeri temayüllerin ifadesidir (niçin yaşıyorum?). Bu, ütopya ve dram arasındaki karşıtlıktır. Ütopya şahsı, dramı ve ahlakı tanımaz.
Öğrenme ve meditasyon, birbirine zıt yönde iki farklı ruhsal aktivitedir. Birincisi dış dünyaya, ikincisi ise içe, ruha veya benliğe yöneliktir. Tüm bilimsel yöntemler Tanrı'yı ve insanı inkara götürürken tüm sanatlar dini doğrular. Eğer Tanrı yoksa insan da olmaz. Eğer insan yoksa insaniyet, insanlık onuru ve insan hakları içi boş tanımlardan ibaret kalır.
Medeniyet, sorumluluk mefhumunu tanımaz fakat tüm kültürler fedakarlığı tasdik eder. Medeniyet bir "yeryüzü krallığı", ütopik bir eşitlik isterken din "gökyüzü krallığını" ister. Bu Campanella'nın Civitas Solis'ine karşı Aziz Augustinus'un "Civitas Dei"sidir. Tanrı olmadan ahláki bir düzen mümkün değildir. Ahlak, sadece dinin başka bir formudur. Medeniyet ilerleme olarak
Bu sınıf sisteminin mevcudiyetinin seçimleri büsbütün manasız kıldığını ve seçimi dünyanın saf insanlarına yönelik cıvık bir tiyatroya çevirdiğini söylemeye bile gerek yok.
Fakat halkın eşit bireyleri arasında bazıları "fazla denk" durumdaydı. Sıradan halk için -ki bu nüfusun ekseriyetini teşkil ediyordu- karneyle verilen biraz un, şeker, yağ ve tekstil ürünü- mevcuttu. Ayrıcalıklı olanlar için ise sözde bakanlık mağazaları vardı. Bu mağazaların üç farklı kategorisi mevcuttu. Eşimin kız kardeşi bunlardan "3 Numara" kategorisinde, üçüncü kategori- dekilere hizmet veren bir mağazada çalışıyordu. "1 Numara" askerî ve siyasi liderler için ayrılmıştı ve onlar için hiçbir kota söz konusu değildi. Bu mağazalarda pastörize Amerikan sütünden türlü türlü çikolataya varıncaya kadar her şey mevcuttu.
Felsefenin Başlangıç İlkeleri şu kitapla güne başlayıp kahvaltıda izlemek için açtığım dizi de karşıma çıkana bakın?! İlahi mesaj bu kadar net iletilemezdi, helal sana büyük elçi Burak Aksak