Mustafa Diyar

Mustafa Diyar
@Mustafadiyar
Meriç kıt akıllara sığmaz... #26296086 Köreldim... sivrileceğim en sivrilemediklerimden...
hace/hoca/muallim ... İstanbul✓
2034 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Keşke 10.000 Sayfa Olsaydı
10/10
·2142 syf.·
2019 65. kitabı
"Hangi günü görmedik ki akşam olmamış" -Yaşar Kemal- Hangi kitabı görmedik ki nihayete varmamış -Mustafa Diyar- Herkese selam ederim Breler(Kitabın tarzına uygun bir selam olsun istedim). Kitabın baskısı günümüzde dört cilt olarak neşredilmiş. Okuduğum baskı tek ciltten müteşekkil 2142 sayfa. Ama hiç bitmesin istedim. Ben, bunca yıl yaşadım ve bu kitapla ve hatta Yaşar Kemal ile nasıl tanışmadım diye çok hayıflandım. Neyse ki tanışmam da 'İnce Memed'le oldu. Artık başka kitaplarına o kadar açım ki sıraya rafımda duran bir başka kitabını da koydum. Zaman kaybetmeden İnce Memed'e başlayın. Eminim ki siz de okuyup bitirdikten sonra benim gibi hayıflanacaksınız. Çünkü kitap bir kültür abidesi. Kitap bittikten sonra bile aynı kitabı elinize aldığınızda bakış açınız değişecektir. Kitabı okurken sürekli aklıma bir soru takıldı; acaba neden filmi yapılmamış bu kadar güzel yazılan kitabın... araştırdım ve sürekli engellerle karşılaştığını gördüm. Hep sansüre yakalanmış. Yabancı yapımcılar dahi gelip Türkiye'de kitabın anlatıldığı yörelerde filmi çekmek istemiş fakat yine sansür yine sansür... Kitap öyle bir kitap ki âdeta Anadolu insanının destanı. Daha basıldığı ilk yılda satış rekorları kıran; o yıllarda en çok okunan kitaptı İnce Memed. Yaşar Kemal bu kitabın ilk satırlarını 1947'de kağıda dökmeye başlamış. 34 yılda toplam sürüyor yazması. Bu kitapla beraber başka kitaplarda yazıyor tabi. Kafasında biriktirdiklerini ancak kağıda kaleme dökebiliyor. Yaşar Kemal'e göre bestseller veya klasiklerin oluşumu yazarın o karakterlerin derinine inip onlar gibi olabilmesiyle oluşur. Onların hissettikleri gibi. Ben açıkçası İnce Memed'i okurken gördüm az çok bunu. Hep bir kavga, hep bir süreç ve bu sürecin sürüncemesi... sizce de günümüzde öyle değil mi... kitabın yazım aşamasına
Edebiyat
İnce MemedYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20182,248 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Murathan Mungan Okurunu Arıyor
9/10
·250 syf.·
2019 13. kitabı
İnceleme yazmayı düşünmüyordum aslında. Ama okurların bu kitapla tanışması gerekiyor. Kitabın hakikaten adı üstünde. Eteğindeki taşlarını dökmüş. Yaz Geçer adlı kitabından sonra bunu okumak da nasip oldu. Sanırım bir önceki kitabını beğenmeseydim bunu okumayacaktım. Kalemi çok nitelikli olan bir yazarımızdır kendisi. Ben anlamıyorum şuanda yaşayan nesilleri. Neden içi boş sözlerle yazılan kitapları okuduklarını... neden içi boş şarkılar dinlediklerini. Kendilerini bekleyen koca bir geleneğin ürünleri vardır. Bu ürünler âdeta hazine gibi. Bizi kim değiştirdi de biz şiirlerden şairlerden yüz çevirir olduk? Aslında bununla ilgili bir kitap okuyup incelemiştim: #31540930 Kanmayın gelmeyin bu tür oyunlara. Mazinizi öğrenerek istikbaliniz inşaâ edin. Şiirlerle tanışın şairlerle yüz yüze gelin okuduğunuz satır aralarında. Onları ölümsüz kılan nesiller boyunca yazdıklarıdır. Fikri ne olursa olsun nefrete kine çağırmadıkça gidin onlara. Onların deryasında nasibinize düşeni alın. Bunları dedikten sonra biraz da şairimizden bahsedelim. Tekrarlamak gerekirse şairin okuduğum ikinci kitabıdır. İlk okuduğum Yaz Geçer adlı eseridir. Şairimiz kısa sözle derin düşündüren adeta uzaydaki bir kara delik gibi... kelimelerin içine binbir mana barındırıyor. #33586543 Bir şey dikkatimi çekti; şairin bir yüzü siyah beyaz veya başka renklerse diğer bir yüzü de çöl'dür. Çöl kavramını çok kullanıyor. Şiirin içine de çok yakışıyor fakat hayatıyla ilgili olsa gerek. Neden kullandığını bilmiyorum bu sözcüğü. Şairin şiirlerinde felsefe ile olan arası ve insan-toplum ilişkisini sosyolojik bir gözlemle verdiğini de görüyorsunuz. Kendi deyimiyle içinizde âdeta bir tortu bırakıyor yazdıklarıyla. İşte o zaman şairle
Şiir
Eteğimdeki TaşlarMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 2025954 okunma
Hayatın Atmosferini Şairden İsteyin.
10/10
·434 syf.·
2018 88. kitabı
Uzun zamandan beridir kalem oynatmadım. Daha bir hafta öncesine kadar elimde kürekle çalışıyordum. Yazmak istedim buraya birkaç satır. Yazasım geldi. Yaktı yüreğimi. Âdeta deldi geçti. Edip Cansever'in birkaç kitabını daha okuma fırsatım oldu. Bana geçtiği yerler de oldu geçmediği yerler de. Fakat bu Toplu Şiirler kitabında ise yazar direk size kalbini açıyor. Ve siz sevgili dostlar keşfe çıkıyorsunuz. Beni kitabın son kısmı çok etkiledi. Âdeta doldurdu içimi. Kolay kolay etkilenmem diyen ben bir baktım ki yüreğim yanmış sonuna doğru ilerliyorum. Bana göre bir yazar sadece bir kadına aşık olmaz. Çiçeğe, böceğe, toprağa, taşa... Hülasa doğaya aşık olur. Onu kendi kalemiyle damladır satırlara. Okuyucu ise bunu okuduğu zaman kendi mevsimiyle donatır. Satır aralarında çiçeklerle-böceklerle süsler zihnini. Kuru kuruya bir kadına aşk yaşanmamalı. Bu durumu şuna benzetebiliriz; nasıl ki sevdiğimiz insanı gördüğümüzde akabininde kendi kokusu , görüştüğümüz yer... onu hatırlatan ne varsa hepsi bizde birer anı veya iz olarak kalır. İşte yazar bu atmosferi size sunmalıdır. İşin diğer bir boyutu ise benim gibi çiçek sevenleri de memnun etmelidir. Hakeza doğayı sevenleri de... İşin bir başka boyutu ise günümüzü anlatmalıdır; işçiyi-emekçiyi ve bunların hakkını. Bir başka husus ise yaşanılan politik değerdeki doğruları ve yanlışları anlatmalıdır. Son kısmında beni çok etkileyen bir cümle oldu bu bağlamda: "Ekmeği Coca-Cola'ya doğrayıp yiyen işçiler" diye bir söz vardı. İşte böyle olmalı. Kelimeleri boğaza takılmamalı ve açık seçik olmalı. Olmalı da olmalı. Neyse bu böyle uzar gider... siz en iyisi okuyun. Puan olarak 9 verecektim. Okudukça 10 puanı hak ettiğini düşündüm. Beni bayağı etkiledi. Siz de şairlerin atmosferinde yer bulmanız dileğiyle. Okuyan herkese
Şiir
Yerçekimli KaranfilEdip Cansever · Adam Yayınları · 20038 okunma
Sosyoloji Konu Seçiminde Hala Yok
8/10
·126 syf.·
2018 51. kitabı
Öncelikle bana kitabı hediye eden Gökçe 'ye güzel bir notuyla beraber gönderdiği için çok teşekkür ederim. Kendisi Sosyoloji alanında mezun olduğu için kitap göndermek istemişti. Mezuniyetini kitap göndermek gibi ince düşünerek ve bunu uygulayarak yerine getirdi. Bu yüzden bu sitede minnettar kalacağım kalender insanlardan biridir. Nurdan Gürbilek edebiyat eleştirmeni bir yazardır. Edebiyat eleştirmenleri olan yazarların gerçekten kalemleri sağlam ve genelde kitapları da yoğun bir şekilde düşünce içeriklidir. Konusu Sosyoloji olan tek kitabıdır. İnternetten araştırdığım kadarıyla Sosyoloji alanında bir çalışması olduğunu göremedim bu kitap dışında. Yani Sosyoloji çıkışı ve yükseklisans kariyeri bu yönde olmadı. Demek ki ekstradan bu alanla ilgili yazmıştır. Vitrinde Yaşamak kitabı yazarın da ifade ettiği gibi 1980'lerin Kültürel İklimi adlı bir çalışmasıdır. 1980 darbesi ve ardından getirdikleri yıkımlar dışında toplum yaşamında ne gibi değişiklikler olmuş veya beklenen neydi, neticede ne olmuş bunları anlatan bir kitaptır. Aklıma birden George Orwell'ın 1984 kitabı geldi. Orwell'da bu kitabında sözcüklere ve yaşantılara toplumsal güçlerin nasıl hükmettiğini yazmıştı. Yazarımız da bu kitabında bu tür durumlara değinmiştir. Askerî darbe yapılırken bile kullanılan kelimelere değinmiştir. Ve günümüze doğru seyrini göstermiştir. O dönemlerde suç ve hastalığı içiçe alan bir bakış açısı olduğunu ifade eden yazar bunun başlangıç ve en maksimum nerelere kadar gidebilecek durumlarını ifade edip kaleme almıştır. Zaten toplumsal güçlerin bir yaftalama yapması halinde hiç zorlanmadan bir suçu kendi bünyelerinde kanalize ettikleri zaman o suça hastalık vakasıyla durumu medikalize edip kriminal hale sokabilir. Zaten toplumu yönlendiren
Vitrinde YaşamakNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 20141,008 okunma
Ağıtlara Ve Sürgünlere Kâğıt Kalem Yetmez
10/10
·463 syf.·
2018 50. kitabı
İncelememiz, Esra Kurt kardeşimizin yaptığı ( #30997659 ) Mehmet Uzun etkinliği vesilesiyle yazılacaktır. Kendisine bu vesileyle teşekkür ediyorum. Böyle güzel bir etkinliği yapan yoğun duygulara sahip kendisi incelememizi okumasın. (Bu şaka tabi) :) Bazı kitaplarda olduğu gibi biz de yazımızda bir teşekkür yazısı yazmayı kendilerine karşı minnet duyduğumuz saygıdeğer insanlara bir borç biliriz. Bu yüzden, bana kitabı hediye eden çok kıymetli Havva Öztin Akarsu ablama teşekkür eder, hürmetlerimi bildiririm. Kendisi bana doğum günü hediyesi olarak -aslında başka bir zaman gönderecekken bu âna denk geldi- kitabı hediye etti. Bu yüzden unutulmayan simalardan olacak zihnimde ve gönlümde. İncelemeyi yazdıran aslında bizim düşüncelerimiz değildir. Yazarın kendisi ve kalitesidir. Bir inceleme yazarken veya inceleme yazarken biz, güzelleştirmeyi kendimizden çok yazara mâl etmeliyiz. Buna sebep olarak şöyle denilebilir: Kitap nitelikliyse biz okuyucular o kitabın hakkında inceleme yaza yaza-öve öve bitirmeme coşkunluğu taşar içimizde. Bunun tersi bir durum ise bilgilendirmek amaçlı kısa yazılar olur. Nasıl ki hoşlanmadığımız veya tadını beğenmediğimiz yemeği yerken kısa kesip kalkarız ya... işte öyle bir şey bu duyguyu tam ifade eder. Bu bağlamda yazarımızı tanıtan naçizane birkaç kelam etmek -zihnimizle kalemimiz arasında mekik dokumak- okuduğumuz eserin hakkı olacaktır. Biraz bahsedelim o halde... Mehmed Uzun Siverek doğumlu bir yazardır. Burayı biraz daha açacağım. Çünkü Siverek günümüzde Urfa vilayetine bağlı bir meskendir. Eski zamanlarda Diyarbakır'ın vilayetiyken sınır değiştirmiştir. Bu yüzden Mehmed Uzun da Diyarbakırlı olmuş oluyor. Zaten anlaşılacağı üzere de mezarı Diyarbakır Mardinkapı
Edebiyat
Dicle'nin SürgünleriMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20142,249 okunma