lyi güzel ama dedi, ya insanoğlu her şeyden bıkıp
usanmissa ne yapacağız?
diyelim ki hiçbir şeyin anlamı yoktur gözünde..
ne ticaretin, ne çalışmanın, ne de insanların..
her şeyin bir yalandan ibaret olduğunu görüyorsa pekâlâ.. ticaret dediğimiz şeyin ruh boşluğumuzu doldurmaya yarayan bir kıtıktan ibaret olduğunu
biliyorsa.
bazılari vardır mesela ömürleri boyunca tepinerek çalışır; bazıları da vardır, ömürleri boyunca emir verip terlemekten başka hiçbir iş görmezler... ama bu ikinciler, birincilerden çok daha fazla kazanır... niye bu iş böyledir, ha?
demek anlamadınız? o zaman.. o zaman, şöyle
bir durum kabul edelim, diyelim ki, ırmağın üze-
rinde duran bir kayıkta bir adam bulunmaktadır..
iyi bir kayık olabilir kayık, ama bu, kayığın altında-
ki suyun derin olmasını önlemez..kayık sağlamdır
evet, ama kayıktaki adam, alttaki suyun derinliği-
ni hissedip korkmaya başlamışsa, onu hiçbir kayık kurtaramaz.. diyorum!
çalışmak da, insan için her şey demek değildir
herhalde. çaba, haksızı haklı kılan bir mazeret olamaz. bazı insanların çaba göstermesi, kendi kendilerini temize çikarmalarına yetmez.. bütün
ömürleri boyunca kesinlikle hiçbir şey yapmayan
insanlar var bu dünyada; ama gene de emekçiler
den
çok daha rahat, çok daha iyi yaşıyorlar... nasıl oluyor peki bu iş? emekçiler, mutsuz birer beygir sanki! sırtlarına konulan yükü acı çekerek taşımakla yükümlüler, o kadar! ama onların bir mazereti var tanrının gözünde... kendilerine söyleyin bakalım, niçin yaşadınız? diye sorulduğunda, niçinini düşünmeye vakit bulamadık; çünkü bütün ömrümüz
boyunca çalıştık, diyecekler... ama ben hangi mazerete sığınabilirim? ve bütün o kumanda eden,
ortalığa emir üzerine emir yağdıranlar nasıl haklı çıkaracaklar kendilerini? niçin, ne uğruna yaşamış
olacaklar? oysa hepsi de, niçin