RYHN

RYHN
@MyLittlePony
#78911906 #73521543 Ancora imparo!.. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ♧ADÜ Pdr 2. Sınıf ♧
Kaçınılmaz son, yaşlanmak...
Puan vermedi·94 syf.··
2026 19. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 20:29
Benim Hüzünlü Orospularım, Gabriel García Márquez’in en sade ama en çarpıcı metinlerinden biri. Gayet akıcı, çünkü bu kitapta Márquez büyülü gerçekçilikten biraz geri çekilip daha yalın, daha içe dönük bir anlatı kuruyor. Ama akıcılığın altında aslında epey rahatsız edici bir katman var. Yaşlılık, yalnızlık, arzu ve sevgi arasındaki o garip sınır… Özellikle adamın hayatı boyunca “aşkı hiç yaşamamış” olması ve bunu geç fark etmesi, metni biraz hüzünlü kılan şey. Yani hikâye yüzeyde kısa ve sade ama altta “geç kalmışlık” hissi çok ağır basıyor. Bir de Márquez burada ilginç bir şey yapıyor: fiziksel arzuyla başlayan bir durum, neredeyse dokunulamayan, uzaktan kurulan bir sevgiye dönüşüyor. . . Kitap, geç kalmış bir hayatın içini dolduran ağır bir yalnızlık ve şaşırtıcı bir şekilde sonradan filizlenen kırılgan bir sevgi duygusunu taşır; Gabriel García Márquez burada arzudan çok özleme, dokunmaktan çok uzaktan bakmaya dayanan bir aşk hâli kurar ve metnin tamamına ince, huzursuz edici bir hüzün yayılır—sanki insan, hayatı boyunca kaçırdığı şeyleri ancak en sonunda fark eder ama artık onları gerçekten yaşayacak zamanı kalmamıştır. . . Kitapta adı geçen eserler ; Jean-Christophe 1 Küçük Prens Büyülü Dağ (2 Cilt Takım)
Edebiyat
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202624,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kısa, tek lokmalık öyküler...
7/10
·144 syf.··
2026 18. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 16:35
Gün Ortasında Arzu, Behçet Çelik’in gündelik hayatın sıradan görünen anlarında saklı duygusal kırılmaları anlattığı bir öykü kitabıdır. Kitaptaki karakterler genellikle büyük olayların değil, içsel sıkışmışlıkların, bastırılmış arzuların ve küçük ama derin hayal kırıklıklarının içindedir. Yazar, sade ve mesafeli bir dil kullanarak okuru yüksek dramatik anlara değil, sessizce biriken duygulara yaklaştırır; böylece okuma deneyimi daha çok sezgisel ve içe dönük bir hâl alır. Türk edebiyatında bu kitap ve genel olarak Behçet Çelik’in öykücülüğü, 2000 sonrası dönemde öne çıkan “gündelik olanın edebiyatı” anlayışının güçlü örneklerinden biri olarak görülür. Büyük anlatılar yerine bireyin iç dünyasına, şehir hayatının yalnızlaştırıcı etkilerine ve modern insanın duygusal kopuşlarına odaklanmasıyla dikkat çeker. Bu yönüyle, Türk öykücülüğünde daha sakin ama derinlikli bir damar açarak, okuru gösterişli anlatımlar yerine incelikli gözlemlerle etkileyen bir anlatım geleneğine katkı sağlar. Bu yönüyle de bu eserle yazar, 2008 Sait Faik Hikaye Armağanı 'nı almıştır. . Yazar Çok sade, hatta bilinçli olarak “düz” diyebileceğimiz bir dil kullanıyor. Büyük olaylar yok, küçük anlar var. İç dünyaları güçlü karakterler var ama dışarıdan bakınca silik gibi duruyorlar. Yani bağ kurmak biraz çaba istiyor. Yalnızlık, sıkışmışlık, bastırılmış arzular, öykülerdeki konular… Ama bunlar bağırarak değil, fısıldayarak anlatılıyor.
Edebiyat
Gün Ortasında ArzuBehçet Çelik · Can Yayınları · 2011187 okunma
Kısacık çarpıcı bir metin...
9/10
·142 syf.··
2026 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 01:07
Bu eser, David Foster Wallace’ın yaptığı kısa ama etkili bir konuşmanın, ünlü mezuniyet konuşmasının kitaplaştırılmış hâlidir. Bu metinde Wallace, hayatın en önemli becerisinin bilgi ya da başarı değil, nasıl düşündüğünü fark etmek ve bunu bilinçli şekilde seçebilmek olduğunu anlatır. . Kitapta geçen balık hikâyesi bu fikrin temelini oluşturur. İki genç balık, yaşlı bir balığın “Su nasıl?” sorusunu anlamaz çünkü suyun içinde yaşadıkları hâlde onun farkında değildirler. Wallace burada, insanların da tıpkı bu balıklar gibi, içinde yaşadıkları günlük hayatın ve düşünce kalıplarının çoğu zaman farkında olmadığını vurgular. En önemli şeyler genellikle en görünmez olanlardır. Wallace’a göre insanların çoğu hayatını “otomatik pilotta” yaşar. Her şeyi kendi bakış açısından değerlendirir, hızlıca yargılar ve çoğu zaman başkalarının ne yaşadığını düşünmez. Bu durum, insanın varsayılan düşünce biçimidir. Ancak yazar, bu durumun değiştirilebileceğini söyler. Asıl önemli nokta, insanın düşünme biçimini seçebilmesidir. Aynı olay farklı şekillerde yorumlanabilir. Örneğin can sıkıcı bir durumda, diğer insanlara karşı öfke duymak yerine onların da zor bir gün geçiriyor olabileceğini düşünmek mümkündür. Bu seçim, kişinin dünyayı nasıl deneyimlediğini tamamen değiştirir. . Wallace’a göre gerçek özgürlük, dış koşullardan çok iç dünyayla ilgilidir. Para, başarı ya da statü değil; düşüncelerini fark edip yönlendirebilmek insanı özgür kılar. Bu yüzden hayatın en önemli anları büyük başarılar değil, sıradan ve sıkıcı görünen günlük anlardır. . Sonuç olarak kitap, hayatın kendisinin değil, ona nasıl baktığımızın belirleyici olduğunu anlatır. Farkındalık geliştirmek ve düşünce biçimini bilinçli şekilde seçmek, daha anlamlı ve derin bir yaşamın
Duygu/Düşünce
Bu SuDavid Foster Wallace · Siren Yayınları · 2014258 okunma
Büyülü bir roman...
7/10
·176 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 12:19
Roman 18. yüzyılda Kolombiya’da geçer. Zengin bir ailenin kızı olan Sierva María bir gün kuduz olduğu düşünülen bir köpek tarafından ısırılır. Başta kimse önemsemez ama zamanla kızın garip davranışları olduğu düşünülür. Çevresindeki insanlar onun hasta olduğunu değil, içine cin girdiğini düşünmeye başlar. Bu yüzden kız bir manastıra kapatılır ve onu iyileştirmesi için genç bir rahip görevlendirilir. Rahip kızla ilgilenmeye başladıkça aralarında yasak bir bağ ve derin bir sevgi oluşur. Ancak kilise kuralları, korkular ve batıl inançlar bu ilişkiyi imkânsız hale getirir. Sierva María “cin çıkarma” törenleri sırasında giderek daha çok acı çeker ve sonunda trajik bir şekilde ölür. Roman, aslında insanların korku, din ve batıl inanç yüzünden bir insanın hayatını nasıl yok edebileceğini anlatan hüzünlü bir hikâyedir. Roman, ne yazık ki klasik bir trajedidir. Delaura, aşkı yüzünden cezalandırılıp başka bir yere sürülürken; Sierva María, sonu gelmeyen cin çıkarma ayinleri ve yalnızlık içinde, aslında "cinlendiği" için değil, sevgisizlikten ve maruz kaldığı işkencelerden dolayı hayatını kaybeder. Márquez, bu hikayeyle bize şunu sorar: Asıl cinler, kızın içindekiler miydi, yoksa onu kurtarmaya çalışanların zihnindeki bağnazlık mı? Márquez bu romanda aslında şunu fısıldar: Aşk, tıpkı kuduz veya cin çarpması gibi, insanı kontrolü dışına çıkaran, mantığını yıkan ve toplum tarafından "tehlikeli" görülen bir hastalıktır. . Akıcı ve kısa bir romandı. Marquez sevenler muhakkak sevecektir.
Edebiyat & Roman
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma
Gerçek bir Trajediden uyarlanmış kısacık bir Roman...
Puan vermedi·134 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 20:55
Roman, yoksul bir ailede büyüyen Melek adlı genç bir kadının hayatını anlatır. . Melek küçük yaşlardan itibaren korunmasız kalır ve hayatı boyunca güçlü erkeklerin baskısı ve yönlendirmesi altında yaşar. Zengin ve nüfuzlu erkeklerin dünyasına girince onların isteklerine ve kurallarına göre yaşamaya başlar. Bu süreçte hem kullanılır hem de giderek kendi hayatı üzerindeki kontrolünü kaybeder. Olaylar zamanla şiddet ve gerilimle büyür ve sonunda bir cinayetle sonuçlanır. . Türk Ceza Hukukunda eskiden (2004 yılına kadar) insan öldürmenin cezası asılarak idam edilmek idi, kitabın adı da oradan geliyor. . Roman boyunca okur şu soruyla karşı karşıya kalır: Bu suçun gerçek sorumlusu kimdir? Melek mi, onu bu noktaya sürükleyen erkekler mi, yoksa onu koruyamayan toplum mu? Kitap, bir kadının trajik hikâyesi üzerinden güç, suç ve adalet üzerine düşündüren hüzünlü bir tablo çizer. . Son derece hazin ve gerçek bir olaya dayanan bu romanı içim acıyarak okudum. Türk edebiyatı sevenlerin seveceğini düşünüyorum. Bilinç akışı tekniği ile yazılan kısımlar okurken zorlasa da rahatsız etmedi, ayrı bir lezzet katmış romana.
Edebiyat
Asılacak KadınPınar Kür · Everest Yayınları · 201211,5bin okunma