Gözlemlediğim kadarıyla pek çok kişi bu kitabı yarım bırakmış veyahut bir şey anlamadığını öne sürerek beğenmediğini dile getirmiş. Ben de bu karmaşıklığa bir nebze de olsa açıklık getirme amacı ile bir inceleme yazmak istedim.
Fyodor Dostoyevski külliyatı kronolojik okuma maratonumun 11. kitabı olan Yeraltından Notlar’ı iki gün önce bitirdim. Ama ben mi kitabı bitirdim kitap mı beni bitirdi hâlâ kafamda soru işaretleri var. Üzerimden kamyon geçmiş bir şekilde kapatmıştım son sayfasını, tek hatırlayabildiğim bu. Her sayfayı karaladım, cümlelerin altını çizmekten bir hâl oldum, kitabın canına okudum. O da benim canıma okudu haliyle. Üniversitede okuduğum bölümün üzerimde bıraktığı ve asla vazgeçemediğim bir alışkanlığım var. Okuduğum bir eserin alt metinlerini, detaylarını, motiflerini, yazıldığı dönemin edebî ve siyasi arka planını, o eserin ortaya çıkma nedenlerini ve gerekçelerini araştırarak okumak. Bazı eserler vardır ki aynen bu şekilde itinalı bir okunma sürecinden geçmelidir. Yeraltından Notlar ise abartısız tam olarak bu şekilde okunması gereken bir kitap. Ve naçizane fikrim; edebî eserler yazarından bağımsız olarak okunabileceği amma velakin yazıldığı dönemden özerk olamayacağı ve ele alınamayacağı yönünde. Zaten Dostoyevski okumak demek; Dostoyevski’nin bize sunmuş olduğu harikulâde psikolojik tahlilleri ve karakterleri akıl süzgecimizden geçirerek, muhakeme ederek, sorgulayarak okumak demek değil midir? Bu şekilde okunmadığı takdirde, verilmek istenen mesajın da tam olarak anlaşılmayacağını düşünüyorum. Biraz da mevzubahis eser hakkında bir şeyler konuşalım değil mi?
Aslında Yeraltından Notlar 1864 yılında kendisinden bir sene önce Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy tarafından yazılmış ‘’What Is To Be Done?’’ (Nasıl Yapmalı?) adlı temelinde dönemin popüler fikri ‘’ütopik sosyalizm’’ olan bir romana cevaben yazılıyor. Chernyshevski’nin
Evet, sizi sevecek kadın kalabalığın dışında, yapayalnız yaşayan biri olacaktır; onun en büyük mutluluğu sizin bakışlarınız olacaktır, sizin sözlerinizle yaşayacaktır. Bu kadın sizin için her şey olsun, çünkü zaten siz de onun için öyle olacaksınız. Çok sevin onu, hiç keder tattırmayın, karşısına rakipler çıkarmayın, kıskançlığını körüklemeyin. Birinin bizi seviyor, anlıyor olması, aziz çocuk, dünyadaki en büyük mutluluktur; sizin bu mutluluğu tatmanızı dilerim, ama ruhunuzun çiçeğini örselemeyin, sevginizi akıtacağınız kalbe iyice güveniniz olsun.