Seni görmeden geliyorsa görmezden geliyordur. İzlemek istiyorsa bunu görmezden geliyor diye anlamazsın, özel olan her şey gibi bakışlarınında sana özel olduğunu bilirsin. Birisi senden gözlerini kaçırıyorsa; oraya ait değilsin demektir. Hediyeyi alan kadar hediyeyi veren kişide en az onun kadar sabırsız olur. Tıpkı gün doğumunda güneşin ışıklarını her yere yayılması, akan ırmaklar kadar kesin bir şekilde gözlerinden dökülür bütün iyilikler ve daha önce görmediğin adı konulamayan ne varsa. Sevdiğini göstermek yapılabilecek en olağan eylemdir, çünkü elinizde olmadan yaparsınız asıl mesele onu ellerinizin arasında tutabilmek.
Artık ne arzum kaldı ne de kinim ömrüm bir oduna benziyor , ocaktan düşen bir oduna : öteki odunların ateşinde kavrulmuş , kömürleşmiş ama ne yanmış ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor . Fakat diğerlerinin dumanından , soluğundan boğulmuş. Dünya , ıssız yaslı bir ev gibi görünüyor gözüme ve ben bağrımda bir acı duyuyorum ve birden farkediyorum ki , dünya dünya olalı , ben var oldum olalı , soğuk hissiz hareketsiz bir ölü , karanlık odada hep yanımdaydı benim
S.H
Korkularımızla yüzleşmeye hazır değiliz. Çünkü bir insanın kendine dışarıdan bakabilmesi, tüm ihtiraslarından sıyrılmasıyla ve benliğini çevreleyen sınırları aşabilmesiyle mümkündür. Bu da, insanın kendi sınırlarını, zaaflarını ve çelişkilerini çıplak bir şekilde görmesi demektir. İşte bu yüzden, insanın kendine dışarıdan bakması çoğu zaman utanç vericidir.
Hayatın anlamı eğer onu anlayıp en doğruyu bulmaksa, yürüdüğümüz yolda bizi ukbaya götürecek ipuçları var mıdır? Bana göre yok, eğer yoksa doğruluğun muhtevasını neye göre belirleriz ? Hissettiklerimizin içimizde oluşturduğu o sızı, kalbimizin bir öğüdünden ziyade aklın tükendiğini ve artık kavuşmak için sabırsızlandığı gösteren imge olamaz mı? Yaşamın koluna kelepçe taktık onunla aynı yerde ve onunla beraber daha önce bu yolu yürüyenlerle aynı hisleri taşıyoruz, insan zorluklara katlanamadığında çıkış yolunu geri dönmek sanır, bu ona sıkıntı veren şeylerin kendisiyle beraber gelmesinden ötürüdür ve yanlış yolu değiştirdiğini sanıp geriye yürümektir. Farkettiyseniz geriye gitmek yahut ileri gitmekten bahsediyorum çünkü yol ya ileri gider ya da sen geriye dönersin.. Seçimlerimizi geri anlamayız dediğim gibi onlar bizimle gelir sayfayı silemeyiz, onu cevirerek yok sayarız. Mürekkep nasıl silgiyle silinemezse yaşananlarda değişmez. Bize düşen hayatın bütünsel karakterine karşı durmak yerine sebep ve sonuçların bütünün ulaştıracağı sonuç. Onuda zaten bir an göreceğiz hayatın sırrını müşhade edip, muhakeme edemeden göçüp gideceğiz.