Tüketici çok kötü bir insandır. Çünkü üretici ne kadar aktif ise tüketici o kadar pasiftir. Tüketici, enayi bir adamdır. Yâni hep birileri sen şunu al, sen bunu al der, o da, acaba ben şunu mu alsam, bunu mu alsam tereddütü içinde yaşar. Memleketi veya geleceği hiç umurunda değildir. Bu mantıkla yetiştirdiğimiz zaman, yâni senin yetiştirdiğin gençler üretici değil tüketici oldular mı, onlardan memleketle ilgili başka şey beklemeyin. Başka şey yapamazlar. Onlar sadece daha çok tüketebilmek için daha çok para kazanmayı düşünürler. Daha çok para kazanmak için de yapmayacakları yoktur.
Bir de ideoloji olarak getirip liberalizmi korsan önlerine... Zaten liberalizm nedir? Sosyal Darwinizm'dir. Sosyal Darwinizm nedir? “Güçlü olan ötekini ezen'dir. Yâni ormanda aslan güçlü olduğu için nasıl hâkimse, nasıl zavallı kurt avladığı hayvanı aslan gelince ona bırakıp gidiyorsa, burada da öyle olacak. Güçlü olan sermaye gelecek öbürünün sırtına binip basacak.
Bu çerçevenin içinde sen bir tüketim toplumu haline gelirsin. Bir tüketim toplumunun Kemalist kalması da mümkün değildir. Mustafa Kemal Paşa'nın ideali çok açıktır: Sanayisini kurmuş, hem de en mükemmel sanayisini kurmuş, ordusunu, donanmasını, hava kuvvetlerini kendi üretimi ile takviye edip donatabilen, memleketin içersinde en son eğitim imkânlarını köylüsünden başlayarak halkına tatbik edebilen, en azından yüz milyonluk bir Türkiye.