80'lerde bütün dünyayı saran "değişim rüzgarları" bize de gelmişti ama biraz farklı bir biçimde.
Biz kendimizi değil yalnızca görüntüyü değiştiriyorduk.
Neden mi?
Çünkü zaten daha önceki biçimlerimiz de görüntüye dayanıyordu da ondan.
İnsanın kitap yazarak geçinmesi bir fanteziydi. Bu bir yana bir de başınıza kitap yazmak yüzünden gelen işler vardı. Mahkemelere, hapislere düşmek, canınıza kastedilmesi, hain ilan edilmek gibi...
Ne zaman ki "korsan kitap" diye bir şey gördüm, işte o gün kitap işinin endüstrileşmeye başladığını, kitaptan para kazanılacağını anladım. Çünkü yeraltı dünyası bir işe el atmışsa orada para vardır
Aslında gerçekten de yazarlık böyle bir şeydir. Tavana bakacaksın sonra da oturup uyduracaksın. Böyle söyleyince size kolay geliyor. Oturup bir saat tavana bakın, sonra da uydurun bakalım, denemesi bedava...