Mutluluk ne tuhaf bir şeydi... Mutlu olmak için bir yığın mutsuzluğu, acıyı yaşıyordu insan; ağır, çok ağır bedeller ödüyordu ve sonra mutlu olduğunda o geçmişi hatırlayıp tekrar acı çekiyordu. Arada sırada kaşınan bir yanık izi, yağmur yağınca sızlayan eski bir kırık yeri gibiydi mutlu olmak. Salt mutlu olmak diye bir şey belki yoktu. Ama salt mutsuzluk vardı. Bundan emindi. Peki niye salt mutluluk olmuyordu?
‘Siz bir çocuğun mutsuzluk veren duygularını yok etmek için uğraştıkça, çocuk bu duygulara daha fazla saplanıp kalıyor. Siz onların kötü duygularını ne kadar kolay kabullenirseniz çocukların da bu duygulardan arınmaları o kadar kolaylaşıyor. Mutlu bir aileniz olsun istiyorsanız, mutsuzluk içeren pek çok ifadeyi kabullenmeye hazır olmalısınız.’