Necip G.

Necip G.
Native Content Manager @ Demirören Medya “Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel) "Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." (Jorge Luis Borges)
Taşları eriten yürekler var...
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2023 04:18
Taşlar... İlham veren, sakinleştiren, yaralara iyi gelen, psişik ve fiziksel etkileri olduğuna inanılan taşlar... Mitolojide, tılsım olarak kullanılan, koruduğuna, kötücül güçleri ve korkuyu uzaklaştırdığına inanılan büyülü taşlar... Kuvars, obsidyen, ametist, akik, zebercet... İnciler, yakutlar, zümrütler... Yeşim, Firuze taşları... Lapiz, turkuaz... Sahilden toplanıp, (Yahut sokaktan) üzerine minik parmaklarla desenler çizilen taşlar... Miheng taşları... Çakmak taşları, kehribarlar... Sitem taşları... İçimize oturan taşlar... :) Ne çoklar... Ama bazen birimizin hayatında ki yeri çok daha fazladır, onunla hayatı tartmaya çalışır, zamanı onunla ölçmeye, göğsüne saplanan acıyı onunla dindirmeye... Endişeli ve duyarsız babaların açtığı oyukları, o dipsiz kuyuları istiflemeye... Yaşamı görmeyen taş gibi gözleri yerinden etmeye... Neler mi var bu eserde? Saf sevginin ürettiği bir kavrama gücü var, belki de sevgi, birbirini idrak edebilecek ruhların, kendini anımsamasıdır... Vaktinden çok önce verilmiş kararlar var, beklemesini bilen insanlar... Ümitlerini her gün yeniden yoğurup daha dar kalıplara döken anneler var...
Öykü
Taş Sektirme UstasıResul Bulama · Şule Yayınları · 0234 okunma
Necip G. isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Resul Bulama :))) Doğru söylüyorsunuz hocam. Hakkını helal etsin Eylül hanım:)
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Taşları eriten yürekler var...
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2023 04:18
Taşlar... İlham veren, sakinleştiren, yaralara iyi gelen, psişik ve fiziksel etkileri olduğuna inanılan taşlar... Mitolojide, tılsım olarak kullanılan, koruduğuna, kötücül güçleri ve korkuyu uzaklaştırdığına inanılan büyülü taşlar... Kuvars, obsidyen, ametist, akik, zebercet... İnciler, yakutlar, zümrütler... Yeşim, Firuze taşları... Lapiz, turkuaz... Sahilden toplanıp, (Yahut sokaktan) üzerine minik parmaklarla desenler çizilen taşlar... Miheng taşları... Çakmak taşları, kehribarlar... Sitem taşları... İçimize oturan taşlar... :) Ne çoklar... Ama bazen birimizin hayatında ki yeri çok daha fazladır, onunla hayatı tartmaya çalışır, zamanı onunla ölçmeye, göğsüne saplanan acıyı onunla dindirmeye... Endişeli ve duyarsız babaların açtığı oyukları, o dipsiz kuyuları istiflemeye... Yaşamı görmeyen taş gibi gözleri yerinden etmeye... Neler mi var bu eserde? Saf sevginin ürettiği bir kavrama gücü var, belki de sevgi, birbirini idrak edebilecek ruhların, kendini anımsamasıdır... Vaktinden çok önce verilmiş kararlar var, beklemesini bilen insanlar... Ümitlerini her gün yeniden yoğurup daha dar kalıplara döken anneler var...
Öykü
Taş Sektirme UstasıResul Bulama · Şule Yayınları · 0234 okunma
Necip G. isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Resul Bulama Estağfurullah hocam, fark edilmeyecek gibi değil:) Tabii burada anahtar sözcüğü siz dile getirmişsiniz: Birikim... Tıpkı iyi bakılmış toprak gibi. Üzerine ne ekerseniz çiçek açıyor hemen:)
Taşları eriten yürekler var...
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2023 04:18
Taşlar... İlham veren, sakinleştiren, yaralara iyi gelen, psişik ve fiziksel etkileri olduğuna inanılan taşlar... Mitolojide, tılsım olarak kullanılan, koruduğuna, kötücül güçleri ve korkuyu uzaklaştırdığına inanılan büyülü taşlar... Kuvars, obsidyen, ametist, akik, zebercet... İnciler, yakutlar, zümrütler... Yeşim, Firuze taşları... Lapiz, turkuaz... Sahilden toplanıp, (Yahut sokaktan) üzerine minik parmaklarla desenler çizilen taşlar... Miheng taşları... Çakmak taşları, kehribarlar... Sitem taşları... İçimize oturan taşlar... :) Ne çoklar... Ama bazen birimizin hayatında ki yeri çok daha fazladır, onunla hayatı tartmaya çalışır, zamanı onunla ölçmeye, göğsüne saplanan acıyı onunla dindirmeye... Endişeli ve duyarsız babaların açtığı oyukları, o dipsiz kuyuları istiflemeye... Yaşamı görmeyen taş gibi gözleri yerinden etmeye... Neler mi var bu eserde? Saf sevginin ürettiği bir kavrama gücü var, belki de sevgi, birbirini idrak edebilecek ruhların, kendini anımsamasıdır... Vaktinden çok önce verilmiş kararlar var, beklemesini bilen insanlar... Ümitlerini her gün yeniden yoğurup daha dar kalıplara döken anneler var...
Öykü
Taş Sektirme UstasıResul Bulama · Şule Yayınları · 0234 okunma
Necip G.
Eylül hanım daha önce de çok değerli incelemelerinizi okumuştuk. Yani sürpriz olmaması gerekiyor aslında. Ama her defasında şaşırmaya ve hayran olmaya devam ediyoruz. Ne kadar duru bir zihin... Cümleleriniz ağaçtaki portakallar gibi, tek bakışta her biri belli ediyor yerini. Bize tek tek toplaması kalıyor... Resul hocanın lezzetli yemeğinin üzerine, şekeri şerbeti tam kıvamında bir tatlı yemiş gibi olduk... Emeklerinize sağlık...
Sınavlar bitmiş, uykum kaçmış. Bunlar bana kaderimin cilveli oyunlarıymış. Film izleyeyim öyleyse demişim, "al bu senin ödülün (Wristcutters)" demiş. Sese kulak vermişim. Seslere hep kulak verirmişim, bazen öyle sesler duyarmışım ki, kulağımı seste bırakırmışım. Bazen öyle sesler duyarmışım ki, seste kalırmışım. Bazen aynı sese döner döner, dolanırmışım. - Uykum gelme. youtu.be/UCnT93FtrG8
Necip G.
Filmin adını okuyunca otomatik olarak gidip depresyon hırkanı giyme ihtiyacı hissediyorsun:) Sınavları biten bir insan için fazla negatif değil mi? Ya da sadece böyle çağrışım yapıyordur bilemedim. Mubi'de var mı? Varsa seyredilmeli midir? Seyredersek hayatın olağan akışında gözle görülür bir değişiklik bir aydınlanma falan olacak mı? Uykun gelmesin diye 386 soru sordum, insanlık görevimi yaptım. Vicdanen rahatlamış şekilde başka gece iletilerine salça olmaya gidiyorum:) Good night, good luck!
Puan vermedi·460 syf.·
2023 3. kitabı
Kar hakkında çok uzun yazabilirim fakat Orhan Pamuk’un sığ siyasetine kapılmamak için becerebildiğim kadarıyla kısa tutacağım. Başlangıç olarak söylenmesi gereken kitabın entelektüel seviyesinin düşüklüğü ve yazarın kullandığı materyali, dili inanılmaz derecede kötü kullanması. Dili sorgulamadan ne’sini ve nasıl’ını incelediğiniz bir eseri doğru yere oturtmak pek mümkün değildir. Görmezden gelerek verdiğiniz değer de bulunduğunuz yeri imlemekten öteye gitmez, kitap hakkında değil de kendiniz hakkında konuştuğunuzun, edebiyat yerine neyi görmek istediğinizin ip uçlarını verir. Ülkemizde bilinen kaygılarla hareket eden çok sayıda eleştirmenin durumu ne yazık ki bu. Her doğru, her yerde söylenir mi, burada söylenmeyecekse nerede söylenir? Kitabı okurken sık sık kapıldığım hissi kısaca ve en basit şekliyle şöyle tarif edebilirim: Her dem mağdur durumdaki türbanlı kız kardeşlerimizin duygularına oynayan ya da o hislerle yazılmış kitaplar vardır. Çok acımasız davranmadan onlarla bir tutmayayım da bir tık üstü demekle yetineyim. Türbanlı mağdurların yanına Ermenileri ve Kürtleri ekleyerek o kitapların yazarlarından kendini yatay bir seyir izleyerek ayırmış Orhan Pamuk. Aradığı çoğunluğun, hedef kitlesinin, yan yana yürümek istediklerinin etrafını kalın çizgilerle çizmiş. Yazar kimliğinden doğan aydın sorumluluğunu da terk ederek; birlikteyiz, birlikte olabiliriz mesajı vermek istediği herkesi bir araya getirmiş, paket halinde sunmuş okuyucusuna. “Mı acaba?” sorusunu buraya bırakalım. Hikaye Ka gibi tuhaf bir adamın yaşam öyküsü etrafında kurgulanmış. Ka 80 ihtilali sonrası Almanya’ya kaçmış, politik sığınmacı statüsüne geçmiş bir şair. Yıllar sonra ülkeye dönüşünde Cumhuriyet gazetesi tarafından intihar eden genç kız vakalarını araştırmak üzere Kars’a gönderiliyor.
KarOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202517,8bin okunma
Necip G.
Emeklerinize sağlık öncelikle. Orhan Pamuk'u ilk 90'lı yılların sonlarında okumaya başladım. O dönem romancı kimliği dışında çok ulaşılabilir biri değildi. Bunun yarattığı gizemli bir hava da vardı:) Okurlar kitaplara kendince bir anlam yüklemeye çalışıyordu. Kar'ı da yaklaşık 20 yıl önce piyasaya çıktığı gün alıp okumuştum. 2000'lere girdikten sonra Pamuk kendine yeni misyonlar ekleme gayretine girdi. Siyasi çıkışları çok acemiceydi. Neye el atsa eline yüzüne bulaştırdı bana göre. Gizemli hava da bu süreçte tamamen dağıldı. Bu girişimi ona bir nobel kazandırsa da bence eski sadık okurlarının da önemli ölçüde kaybına neden oldu. Onların yerine gelen okurlar ise genelde popülizm dalgasının sürüklediği okurlardı. Pamuk'un kendi elleriyle yıktığı salt romancı kimliğinin bugün evrildiği yer ve genel anlamda dokunulmazlığının da kalkmasıyla birlikte artık çok nitelikli Orhan Pamuk eleştirileri okuyabiliyoruz. İncelemenizi (ve eleştirilerinizi) okuyunca, hakkını verebilmek için 'keşke ben de Kar'ı yakın zamanda okumuş olsaydım' diye hayıflandım. Benim Kar romanına dair görebildiğim tek başarı hikayesi, o dönem Batman başta olmak üzere o çevrede ard arda görülen kadın intiharları konusu, ısrarla geri plana atılmaya, hatta yok sayılmaya çalışılırken Pamuk'un bir şekilde o lokal meseleyi orada keşfedip bunu edebiyata taşımaya çabalaması olmuştur. Bunu başarıp başaramadığı ayrı bir konu ama bence bu girişim değerliydi. Neden Batman'ı Kars'a taşıdığına dair bir açıklama yapmıştı ama detaylarını hatırlayamıyorum şu an. Sanıyorum daha rahat araştırma yapabilmek içindi... Lafı uzattığım için kusuruma bakmayın lütfen. Dediğim gibi keşke kitabı daha yakın bir zamanda okusaydım da incelemenizin hakkını daha iyi teslim edebilseydim. Bunu yapamadım ama bir yorumla da olsa teşekkür etmeden geçmek istemedim. Keyifli okumalar dilerim...