Necip G.

Necip G.
Native Content Manager @ Demirören Medya “Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel) "Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." (Jorge Luis Borges)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gerçekten bir Tanrı yada Tanrılar olsaydı, işimiz çok kolaylaşacak, çok rahatlayacaktık. Tanrıya inanmak, ona bel bağlamak, insanın tembelliğinden başka bişey değil, çünkü herşeyimizi Tanrıya yükleyip biz tembelliğimiz içinde rahatlıyoruz. Tanrı, insan zihninin tembelliğinin yarattığı göksel ve yücel kavramdır.
Sayfa 287 - NESİN YAYINEVİ
Necip G. isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Oğuz bey hafız olmak, inanç konusunda derinleşebilmenin bir ön koşulu veya göstergesi değildir. 10 yaşında hafız olmak da bir tercih değil, muhtemelen aile tarafından bir yönlendirmedir. Alıntıdaki ifadeyi sığ olarak değerlendirmemin nedeni, sizin de belirttiğiniz gibi detaylandırılmadan, altı doldurulmadan ve genelleyerek aktarılmış olmasıdır. Siz bunu ‘öz’ olarak tanımlıyorsanız o da sizin bakış açınızdır. Keyifli okumalar dilerim…
Gerçekten bir Tanrı yada Tanrılar olsaydı, işimiz çok kolaylaşacak, çok rahatlayacaktık. Tanrıya inanmak, ona bel bağlamak, insanın tembelliğinden başka bişey değil, çünkü herşeyimizi Tanrıya yükleyip biz tembelliğimiz içinde rahatlıyoruz. Tanrı, insan zihninin tembelliğinin yarattığı göksel ve yücel kavramdır.
Sayfa 287 - NESİN YAYINEVİ
Necip G.
Bu durumda Farabi, Newton, İbni Sina, Mimar Sinan, Galilei, Kepler, Yunus Emre, Ali Şeriati, Osman Hamdi Bey ve daha sayamadığım binlerce ilim ve bilim insanını nereye koymak gerekiyor? Keşke Aziz Nesin’e bu soruyu sorabilme şansımız olsaydı. Bu insanlar da mı her şeyi Tanrı’ya bağlayıp tembellikleri içinde yaşamışlardı… Hadi onları da geçtim, bizim gibi sıradan inançlı insanlar mesela… Hayatta kalmak için günde 10 saat çalışan, emek harcayan, üzerine kendini de geliştirebilmek için düşünen, okuyan, yazan, gezen, seyreden sayısız insan… Keşke Aziz Nesin’in bakış açısında olduğu gibi her şeyi inandığımız Tanrı’ya yükleyip tembelliğimiz içinde rahatlama lüksümüz olsaydı… Ben şu hayatta kaygı duymadığım tek bir gün dahi hatırlamıyorum. Acaba Tanrı inancımı tekrar sorgulamalı mıyım? Ülkemizin değerli aydınlarından birinin, yeterince derinleşemediği bir konuda ne kadar sığ kalabildiğini görmemiz açısından faydalı bir alıntı olmuş bu. Topyekün kucaklamanın ya da topyekün silip atmanın ne kadar mantıksız olduğunu göz önüne sermiş… Keyifli okumalar dilerim…
Doğanın kendini sürekli yenilemesi üzerine…
“Belki de ölümlü olmamız, topraktan kopuk olmamızın, serbestçe dolaşabilmemizin, kendi ayaklarımızın üzerinde durabiliyor olmamızın ağır bedelidir. Özgürlük, aynı zamanda ölümlülüktür.”
Sayfa 54 - İnka Kitap, 1.Baskı (Eylül 2021), Ç: Nafer Ermiş·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Osman Y. isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Aynen benim de ilk 5’e girer sanırım sinemada ilk seyredilen filmler listesinde… Filmin kalitesinin yanında böyle de bir ‘ilk’ etkisi var üzerimizde…