Necip G.

Necip G.
Native Content Manager @ Demirören Medya “Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel) "Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." (Jorge Luis Borges)
Doğanın kendini sürekli yenilemesi üzerine…
“Belki de ölümlü olmamız, topraktan kopuk olmamızın, serbestçe dolaşabilmemizin, kendi ayaklarımızın üzerinde durabiliyor olmamızın ağır bedelidir. Özgürlük, aynı zamanda ölümlülüktür.”
Sayfa 54 - İnka Kitap, 1.Baskı (Eylül 2021), Ç: Nafer Ermiş·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Osman Y. isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Evet o filmden beri hepimizin içinde bir arı olma hayali var. Kimse gübre olma ihtimalini düşünmüyor şimdilik:))
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yeni Hayat Sahaf açıldı.
Merhabalar , Yeni Hayat Sahaf hizmetinizde. Ne söyleyeceğimi pek bilemiyorum , 4 seneden fazla bir süredir burada aranızdan biriyim. Kitaplara olan tutkumuz ortak noktamız , ben de bundan yola çıkarak böyle bir iş kurmaya karar verdim. Hayırlısı artık diyorum. İlerleyen günlerde çeşitli paylaşımlarla daha detaylı bilgiler vereceğim. Kitap almak , sohbet etmek , çay içmek isterseniz beklerim. Herkese selamlar sevgiler..
1000Kitap
Necip G.
Osman tekrardan hayırlı olsun... Dün ilk ziyaretçilerinden biri olma şansı yakaladım. Oldukça sıcak bir mekan, biz kitapseverlerin isteyeceği bir atmosferi var. Önümüzdeki okur toplantıları gerçekten çok keyifli olacak. Evimizde gibi hissedeceğiz kendimizi:) Umarım güzel sohbetlere, yeni dostluklara vesile olur, yıllar boyunca güzel anılar biriktirir... Yolun açık olsun değerli dostum... Sevgiler...
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2018 21:58
Kitabın 113. incelemesini yapan bir okur olarak baştan ifade etmek isterim ki, kitabın içeriğine, yazıldığı döneme, yazarın içinde bulunduğu şartlara, teknik özelliklerine ve benzeri konuların detaylarına girmeyi pek düşünmüyorum. O nedenle, kitabı henüz okumayan okurların sitedeki birbirinden değerli incelemelere göz atmalarında fayda var... Ben kendi incelememde 1846 yılında yazılan bu romanı, yaklaşık 175 yıl sonra neden hala büyük bir hevesle okuyup etkilendiğimiz sorusuna dilim döndüğünce yanıt aramaya çalışacağım... Tabii kitabı Dostoyevski'nin yazmış olması dışında kalan nedenlerden bahsediyorum... Çünkü bu kitabı okumamızın arkasında yatan en büyük nedenlerden birinin bizzat kitabın yazarı olması su götürmez bir gerçek... --------------------- Yoksulluk sınırı diye bir kavram var hayatımızda... Bana çok enteresan gelir bu kavram... Nedir yoksulluk sınırı? Bu sınırı geçince ne olur? Nasıl bir dünya vardır bu sınırın ötesinde? Kim neye göre çizmiştir bu sınırı ve kimler bu sınırın başında nöbet bekler, kaçakları içeri sokmamak için? Bu sınır, Meksika Sınırı gibi birşey olsa gerek... Bin bir zorlukla o sınırı geçen insancıklar, özgür bir dünyaya adım attıklarını sanırlar. Oysa içlerinden pek çoğu, özgür ama yoksul oldukları topraklardan, köle ve yoksul olacakları topraklara adım attıklarını yıllar sonra fark ederler... Özgür ve zengin dünya vaadi, tavşanın önünde sürüklenen ipe bağlı bir havuç gibidir. Tavşan havucu gördüğü müddetçe onun peşinden koşmaya devam edecektir. Ta ki fiziksel ve ruhsal olarak tükeneceği noktaya varıncaya kadar... İşte yoksulluk sınırı da bu müstakil durumun kurumsallaşmış halidir... Yoksulluk sınırını geçtiğimiz anda aslında başka bir yoksulluk sınırının içine girdiğimizi sonradan hayat tecrübeleri ile öğreniriz. Bize bunu öğreten,
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma
Beyazıt isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Teşekkürler😊