Necip G.

Necip G.
Native Content Manager @ Demirören Medya “Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel) "Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." (Jorge Luis Borges)
Yaşama Çabası
Puan vermedi·208 syf.··
2021 13. kitabı
·
“Bu dünyada ne bir insan ne de bir nesne sonsuza dek yaşar. Ama öleceğimiz bilgisi yalnızca bize bahşedilmiştir. Ve bu da dünyadaki en değerli lütuftur.” (Gorô Miyazaki/Yerdeniz Öyküleri) Günübirlik Hayatlar, Yalom'un çeşitli terapilerinden derlediği 10 öyküden oluşur. Kitap, adını son öykü olan ‘Günübirlik Hayatlar’ adlı öyküden almıştır. Yazar bu ismi, Marcus Aurelius'un ‘Düşünceler’ adlı eserinde geçen “Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.” alıntısından esinlenerek koymuştur. Çoğu okur, gerçek terapilerden derlenen bu öykülerin gizlilik ihlaline yol açıp açmadığını merak ediyor. Yalom gibi deneyimli ve özenli bir psikoterapistin etik ihlaller yapmayacağını bilsek de yazar, okuyucuların merakını gidermek için kitabın sonunda bu konuya dair küçük bir açıklama notu düşmüş. Hastalarının tanınmaması adına kimliklerinde yaptığı değişiklikler, ekleme ve çıkartmaların yanı sıra öykülerinin yayımlanabilmesi için kendilerinden yazılı izin de almıştır. Peki bir psikoterapist yahut da benzeri meslek çalışanları, vaka çalışmalarını neden paylaşmak ister? Bunun temel sebebi, meslektaşlarının ve ileride meslektaşları olacak öğrencilerin bu deneyimlerden faydalanmalarını sağlamaktır ki bence bu çok faydalı bir destek kaynaktır. Günümüz ruh sağlığı çalışanlarının bu kaynakları da baz alarak kendilerini revize etmeleri gerektiğini düşünüyorum. "Elf gözlerin neler görüyor Legolas?" dercesine ağzın içine bakan danışanlara, “Meğer ne çok yorulmuşsun, incinmişsin...” benzeri cümleler artık yeterli gelmiyor. Hele ki son dönem psikoloji temelli dizilerden sonra bu tarz
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,3bin okunma
Necip G.
Elf gözleriniz neler görüyor bilemiyorum ama yazdığınız inceleme yine dopdolu ve oldukça faydalı olmuş:) Ben Yalom’un Nietzche Ağladığında ve Divan adlı eserlerini okudum yıllar önce. Hatırladığım kadarıyla Divan’da da yine bu hasta mahremiyeti konusu gündeme gelmişti. Psikolojiyi, verdiğiniz örneklerde olduğu gibi popülerleştirmek yerine tam tersi ‘faydacı’ bir kurgulama yolunu seçen Yalom’un kitapları bu anlamda konuyla ilgili olsun veya olmasın herkes için önemli kitaplar. Ayrıca incelemenizde adı geçen Rollo May’in de ‘Yaratma Cesareti’ adlı bir eserini okudum. O kitaptan da kendimce oldukça faydalanmıştım. Kısaca ‘yaratmak’ ve genişçe ‘cesaret’ kavramlarını deşiyor tabiri caizse:) May ile Yalom arasında böyle bir hasta-doktor ilişkisi olduğunu bilmiyordum. Bunu da sizden öğrenmiş oldum:) Emeklerinize sağlık Sümeyra hanım. Yeni kitaplarda görüşmek dileğiyle...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zamanın Kokusu ve Geç kalmışlığın Tadı
Puan vermedi·136 syf.··
2021 3. kitabı
Neden kimse bir yavaşlık tanrısı icat etmedi? PETER HANDKE ‘’Yeryüzünde geç kalmışlığın ilacı yoktur’’ bir kitaptan altını çizdiğim bu cümleyi ilk okuduğum günden bu yana düşünüyorum ve ara ara beni kaygılandırsa da bir yerlere kapı araladığını söylemeliyim. Telafisi mümkün olmadığını söylediğimiz bu çetrefili hastalık tam olarak nedir? Ben bu eğilip bükülebilen, hızlanan bazen yavaşlayan zamanın içinde bir şeyleri kaçırıyor muyum? Bu soruyu muhtemelen yirmili yaşlarındaki herkes sormuştur. Bir cevaba ihtiyaç duyuyor gibiyiz bu konuda. Biz bu soruyu Byung- Chul Han, Zamanın Kokusu kitabıyla inceleyelim. Zaman kavramı çağlar boyunca gizemini korumuştur. Mısırlılar gök cisimlerinin hareketine bakarak bir takvimi buluyor, zamanı kristal bir çizelge yapıyor ve biz bir döngünün içine düşüyoruz. Ocak, şubat mart…. Pazartesi, Salı, Çarşamba tekrar pazartesi….. Bir başa dönüş var fakat şairin dediği gibi ‘’burada kalamazsın başa dönemezsin’’ hep ilerlemek zorundayız ki sen dursan da seni omuzlarıyla ittiren bir zaman çizelgesi, akış, yaşayış, hız ve gelişim var. Bir gelecek var hepsinin bir adım ötesinde. Geleceğin bir kaçan ayna olması muhtemelken bizim onun peşinde sürekli koşturmamız da kaçınılmaz oluyor. Kendi kendimizin peşinde koştuğumuz ama kendi kendimizi kaybettiğimiz bu hızlanma çağında azığımız ise geç kaldım korkusu oluyor. Geç kaldığımızı hissettikçe daha hızlandığımız hızlandıkça da uzaklaştığımız bu yolda bir süre durup etrafınıza bakmalısınız. Hızlandıkça deneyim oranını arttırdık, peki nitelik? Yaşadığınız onca şeyin arasında durup ne hissettiğimizin farkına varmaya zaman yoktur. Geldiği gibi gönderdiğimiz bu yaşantıların ardından yenisini istiyoruz çünkü, daha fazlası daha çok yaşadım hissini vermek zorundadır(!). Burada modernite aleyhtarlığı ya da
Zamanın KokusuByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20181,384 okunma
Necip G. isimli okura yanıt verildi
Necip G.
Han’ın Türkçe’ye çevrilmiş 9 adet kitabın tamamını bu yıl okudum. Sizin yeni başlamış olduğunuz kitap da en son yayınlanan kitabı ve diğer kitapların bir nevi toparlayıcısı. Han’ın farklı konulardaki felsefesini genel olarak anlamak için bu son kitap ve Psikopolitika adlı eser yeterli sayılabilir. Bahsettiğiniz diğer yazarı ve eserini de not ettim. Ona da bakacağım. Ben teşekkür ederim Büşra hanım, iyi pazarlar...
Zamanın Kokusu ve Geç kalmışlığın Tadı
Puan vermedi·136 syf.··
2021 3. kitabı
Neden kimse bir yavaşlık tanrısı icat etmedi? PETER HANDKE ‘’Yeryüzünde geç kalmışlığın ilacı yoktur’’ bir kitaptan altını çizdiğim bu cümleyi ilk okuduğum günden bu yana düşünüyorum ve ara ara beni kaygılandırsa da bir yerlere kapı araladığını söylemeliyim. Telafisi mümkün olmadığını söylediğimiz bu çetrefili hastalık tam olarak nedir? Ben bu eğilip bükülebilen, hızlanan bazen yavaşlayan zamanın içinde bir şeyleri kaçırıyor muyum? Bu soruyu muhtemelen yirmili yaşlarındaki herkes sormuştur. Bir cevaba ihtiyaç duyuyor gibiyiz bu konuda. Biz bu soruyu Byung- Chul Han, Zamanın Kokusu kitabıyla inceleyelim. Zaman kavramı çağlar boyunca gizemini korumuştur. Mısırlılar gök cisimlerinin hareketine bakarak bir takvimi buluyor, zamanı kristal bir çizelge yapıyor ve biz bir döngünün içine düşüyoruz. Ocak, şubat mart…. Pazartesi, Salı, Çarşamba tekrar pazartesi….. Bir başa dönüş var fakat şairin dediği gibi ‘’burada kalamazsın başa dönemezsin’’ hep ilerlemek zorundayız ki sen dursan da seni omuzlarıyla ittiren bir zaman çizelgesi, akış, yaşayış, hız ve gelişim var. Bir gelecek var hepsinin bir adım ötesinde. Geleceğin bir kaçan ayna olması muhtemelken bizim onun peşinde sürekli koşturmamız da kaçınılmaz oluyor. Kendi kendimizin peşinde koştuğumuz ama kendi kendimizi kaybettiğimiz bu hızlanma çağında azığımız ise geç kaldım korkusu oluyor. Geç kaldığımızı hissettikçe daha hızlandığımız hızlandıkça da uzaklaştığımız bu yolda bir süre durup etrafınıza bakmalısınız. Hızlandıkça deneyim oranını arttırdık, peki nitelik? Yaşadığınız onca şeyin arasında durup ne hissettiğimizin farkına varmaya zaman yoktur. Geldiği gibi gönderdiğimiz bu yaşantıların ardından yenisini istiyoruz çünkü, daha fazlası daha çok yaşadım hissini vermek zorundadır(!). Burada modernite aleyhtarlığı ya da
Zamanın KokusuByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20181,384 okunma
Necip G.
Vita contemplativa ve vita activa kavramlarını ben de bu kitap vesilesiyle öğrenmiştim. Karmaşık ve savruk pek çok düşünceyi bir elbise gibi örten çok değerli iki kavram. Arasındaki farkı ayırt edebilmek ve bunun hayattaki karşılığını görebilmek bundan sonrası için insana pek çok konuda yol gösterici olabilir. Bende kesinlikle işe yaradı:) “Neleri kaçırıyoruz?” sorusunun yerini “Neden kaçırıyoruz?” aldı. Han çok daha fazla okunmalı. Okunurken de içinde yaşadığımız hayatla kıyaslanmalı. Emeklerinize sağlık Büşra hanım. Keyifli okumalar...