Native Content Manager @ Demirören Medya
“Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel)
"Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." (Jorge Luis Borges)
"Bizler, sevgili dostum güneş ve ay gibiyiz, deniz ve kara gibi. Amacımız iç içe geçmek, birbirimize dönüşmek değil, birbirimizi tanımak, birbirimizi gerçekte nasılsak öyle görüp buna saygı duymak, yani birimizin ötekinin karşıt ve bütünleyici parçası olduğunu bilmektir."
Felsefe-Düşünce başlığı altında son zamanlarda okuduğum en sığ, derinlikten en uzak, çelişkilerle dolu ve maalesef yine eleştirmeye çalıştığı şeyin bilgisinden yoksun bir kitap olan Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor? ‘la karşınızdayım sevgili 1k dostları…
Yazar Çetin Balanuye , bir sokak duvarına ya da Twitter profiline falan dev puntolarla “ALLAH YOK, DİN YALAN” yazıp içindekini kusup rahatlamak yerine, bu fikri devletin ona verdiği ‘felsefeci’ yetkilerine dayanarak bol bol felsefe sosuna batırıp, bu engebeli yolda Spinoza’yı da baston olarak kullanarak nitelikten uzak bir ateizm propagandasını kitaplaştırmayı tercih etmiş. Böylece hem kendisini hem de benim gibi okurlarını ziyadesiyle yormuş.
Bu incelemeyi yazma nedenim, daha önce pek çok incelemede olduğu gibi, kitabın incelemeler listesinde eleştirel bir metne denk gelmemiş olmamdan kaynaklanıyor. Özellikle bu kitabı okumayı planlayan ‘inançlı’ okurların ne tür saçmalıklarla karşılaşacağını kısaca ifade etmeye çalışacağım. Ne yazarsam yazayım, bu çabam tabii ki yetersiz kalacaktır ancak bir fikir vermesi açısından küçük bir katkı sağlayabilirsem benim adıma yeterlidir.
Ve yine başta belirtmek isterim ki, kitap her ne kadar Spinoza’nın Ethica (Etik) kitabının bir çeşit deşifresi şeklinde yazılmış olsa da burada Spinoza’nın kendisi düşüncenin kaynağı olduğu için benim eleştirim kaynağın kendisine değil, o düşünceleri kendi dünya görüşünde damıtıp bugüne taşıyan aracı kişiye ve genel anlamda bu zihin yapısınadır.
--------------------
Buradan kitaba geçersek, en özet haliyle yazarımız, bizi mutsuz eden şeyin varsayımlarımız olduğundan hareketle, bu varsayımlarımızdan kurtulmamız halinde günlük yaşamda anlık hissettiğimiz ‘sevinç duyma’ halinin uzun