Anneleri babaları masada sohbet ederken çocuklar etrafta koşturup duruyor, masanın altına saklanıyor, bağırıp çağırıyordu. Mevlut onların mutluluğunundan sevinç duydu. İnsanlar mutlu, dürüst, açık olmak için yaratılmışlardı.
Peygamber'imiz (s.a.s) buyurur ki:
"Dünya yurtsuzların yurdudur ve züğürtlerin servetidir. Dünya için aklı olmayanlar, varlık biriktirir, onun ugruna câhiller çatismaya girisir, ondan dolayi anlayisizlar kiskançliga kapilir, onun pesinden ancak kesin imana sahip olmayanlar kosar."
ibrahim ibni Edhem ile Sakik el-Belhi (rahmetullâhi aley-him) Mekke'de karşılaşırlar. Ibrahim, Sakik'e: "Seni bu duruma getirmeye sebep ne oldu?" diye sorar. Sakik söyle cevap verir: "Günlerden bir gün çöle varmistim. Kıraç bir yerde yatan, kanatlari kırık bir kus gördüm. Kendi kendime: "Burada oturayim ve bu kuşun rizkinin nereden geldigini gözetleyim" dedim. Kuşun karşısında yere çöktüm. O sirada gagasi arasinda çekirge taşıyan baska bir kus belirdi, kirik kanatlı kuşun yanina konarak gagasi arasindaki çekirgeyi onun gagasina birakti.
Bu durumu görünce içimden: "Bu kusu öbürüne vasita kilan Yüce Allah nerede olursam olayim benim rizkimi da saglamaya kadirdir' diyerek kazanç pesinden koşmaya son verdim ve kendimi tamamen ibadete adadim."
Ibrahim Ibni Edhem, O'na: "Peki neden sen o kirk kanatlı kusa yiyecek taşıyan saglam kus olup daha yüksek dereceli olmak istemiyorsun? Sen Peygamber'imizin "Yüksek el (verenin eli) alçak elden (alann elinden) daha hayırlıdır" diye buyurdugunu duymadin mı?
Mü'minin alâmeti, iki dereceli olan her seyde, daha üstün olan derecenin pesinden koşmaktır. Böylelikle ancak iyilerin menziline ulaşabilir.
Bu cevabi alan Sakik, ibrahim'in elini tutarak öptü ve: "Yâ Ebû ishak, (ibrahim Ïbni Edhem'in lâkabi) sen bizim üstadimizsin" dedi.
Aslında hakkınızda hayırlı olan bir şey, sizin hoşunuza gitmeyebilir. Buna karşılık hakkınızda şer olan bir şey sizin hoşunuza gidebilir. Hiç şüphesiz siz bilmezsiniz; Allah bilir.
Bakara Suresi, 216