Dino Buzzati'nin şu ana kadar, :Tatar Çölü, İlk aşk ve son olarak Tanrı'yı gören köpek olmak üzere üç kitabıyla tanıştım. Tanrı' yı gören köpek öykü-hikaye diğer ikisi ise roman olarak yazılmış. Belirtmem gerekiyor ki yazarın sabit bir tarzı var yazımda gerek roman gerek öyküleri olay örgüsünden ziyade tamamen felsefeye çarpıcı düşünce ve mesajlara dayalı. Hakkını sonuna kadar vericem ki gerçekten kitabı karnıma koyup saatlerce tavanı izleticek kadar etkilediğini kısımları oldukça fazlaydı.
Yazarın klasik bir roman veya öyküsünde kişiler, mekanlar, olaylar oldukça minimalist ama fazlasıyla incelikleri ayrıntılı olarak ele alınmış. O kadar küçük şeyler o kadar derin ve ustaca işlenmiş ki bir beynin bu bağlantıyı kurabilmesi bile şaşırtıyor bazen insanı. (Hamamböceği)
Yazarın ele aldığı şeyler genelde can sıkıcı, sembolik şeyler ve derin konuları alaycı üslupla ele alması zihninizle dalga geçiliyormuş hissi uyandırıyor.
Gerçekten iyi ki tanışmışım bu yazarla çünkü zorlanmayan hiçbir şey gelişemez bunu biliyorum.
Son olarak bu öykü kitabında en sevdikleri. Yedi kat, C ile başlayan şey, Hamamböceği ve Tanrı'yı gören köpek oldu. Bir öykü kitabını daha okumayı düşünüyorum.