yarım saat sonra “odun” sözcüğünü çıkardı ağzından. Tepeden tırnağa odunla
dolmuş, gırtlağına kadar odunla dolmuşçasına, odun karnından, boğazından,
burnundan taşıyormuşçasına kustu attı sözcüğü.
Mezarlığın olduğu yer bombalanmış bir savaş alanı gibi
seriliydi önünde, kazılmış, altı üstüne getirilmiş, hendeklerle bölünmüş, üzeri
kurukafalar, kemikler dolu, ağaçsız, çalısız, bir tek otu bile olmayan bir ölüm hurdalığı