“İşte insanlar kendini böyle kandırıyor. Uydurma hikâyelerle dolu romanları okuyarak günler, aylar, yıllar geçiriyorlar. Bir işle uğraştıklarını zannediyorlar. Ülkelerinde ise kültür emekçileri yok. Halkın zekâsı uyuyor, cehalet gittikçe büyüyor. Halkta fakirlik ve kabalık baş gösteriyor. Ülke sürekli olarak fakirleşiyor. Halk gittikçe ahlaki, düşünsel ve ekonomik bir iflasa yaklaşıyor. Bir şeyler öğreten, ülkenin yardım beklemeye hakkı olduğu o insanlar nerede? Sürükleyici ve aptal şeyleri okuyarak akıllarını uyuşturuyorlar...”
İkiyüzlülük içime işlemiş olsa da asla bir sahtekar değildim; her iki yüzüm de yapmacıksızdı; gündüz gözüyle öğrenip ufkumu genişletmeye ya da üzüntü ve acılarımdan kurtulmaya çabalarken ne denli kendimsem, zincirlerimden boşanıp utanca batarken de o ölçüde kendimdim.
Benden dinlediğin öğretiye gelince kendi görüş ve düşüncemi içermiyor bu, öğrenmeye meraklı kişiler için dünyayı açıklamak gibi bir amaç güttüğü de yok. Bir başkadır onun amacı, acılardan kurtulmaktır.