Yazar Murat Menteş’in de son sözde söylediği gibi sanki Türk edebiyatında böyle samimi bir eser eksikliği varmış da bunu okuyunca fark etmişim gibi. Herkese tavsiye ederim. Menteş üzmez.
Öncelikle kitabı Sabahattin Ali üzerine olan merakım sebebiyle almıştım. Ve bu merakımın tamamen giderildiğini söyleyebilirim. Ama bir roman olarak bakıldığında yazarın kendi iç hesaplaşması ile aydınlatılamayan başka bir cinayeti harmanlayarak ve hatta yer yer Sabahattin Ali’nin romanlarından konuklar alarak okuyucuyu kitaba bağlaması gerçekten takdire şayan. Gökçer TahincioğluSabahattin Ali'yi Ben Öldürdüm
Kitap; okuduğunuzda üzerinizde inanılmaz bir etki bırakacak. Varoluşunun rant zamanlarında insanlara battığı bir saatçinin hikayesi. Ve maalesef ki gerçek. Elinde bir sopa varsa insanın ya da başka bir oluşumun, bunu çaresizler üzerinde kullanmaktan imtina etmiyor. Hatta aklıyla alay ediyor ve akıl hastanesine bile tıkabiliyor.
Kitaptaki kişilik analizleri üzerine bitirme tezi bile yazılabilir. Hayatın korkunç gerçekleriyle biraz erken yüzleşen ve aslında hiçkimsenin (çocuk dahi olsa)o kadar da masum duygulara sahip olamayacağının gösterildiği. Yerine göre bir çocuğun bile korkunç, çok cesur, fazlasıyla korkak kararlar verebildiğinin anlatıldığı zihin dünyamıza hitap eden ve ufkumuzu açan bir kitap.
“Kürk Mantolu Madonna”sın tanıştık bir sergide,
Okumuştum Sabahattin’i çalışmıştım dersime.
Bir sevda hikayesi olarak tek kelimeyle başyapıt. Her okurun ucundan bucağından aslında dokunduğu bu eser bizleri tesadüflere inandırıyor. Kim bilir bir tren garı, resim sergisi, bir sokak lambasının altı ya da bir toplantı. Hepimizi bekleyen sürprizler var. Bu sürprizlere sıkı sıkıya sarılmalı ve değerini bilmeliyiz. Sabahattin Ali