Bir daha hiç hediye alamayacağınız birinin verdiği son hediyeyi kaybetmenin verdiği his gibi yaşamım. Sürekli bir şeyleri arayıp bulamamanın çaresizliği, yenisini alamamanın ümitsizliğiyle dolu.
Tanrı çok istediğimden olsa karşıma tekrar çıkardı bu şansı. Ben ise aynı tembellikle yok ettim son şansımı da. Belki de bana bu şansı vermesinin nedeni beni azimsiz ve yapamayacak olarak görmesi. Çünkü bir şeyler başaran insanların hayatında her şey ters gider. Şanslarını sadece kendileri yaratır. Ya da tanrı bana inandığı için bana destek oluyor. Ama bu ihtimal bir psikopatın içinde insanlık aramak kadar boş, beklentisiz bir ihtimal. Ne denir bilmiyorum. Yaşayıp göreceğiz.
Bu ananın en fazla hattırlattığı vak’a, çocuğa huzur veren dizlerinde oturduğu anlardır. Bu da kızın tırnaklarını kestirdiği zamana inhisar eder. Küçük kızın eli, annesinin nakış ve dikişte çok marifetli telâkki edilen elinin içinde, avucunun tüy teması ile anasının ince parmakları küçük kızın elini tatlı tatlı gıdıklar. Anasının iki ipek kirpik saçağı arasında garip bir ışıltı vardır. Tırnakları derin kesildiği zaman canı yanar, fakat en küçük bir acıya tahammül edemeyen bu çocuk, nefes almaya bile cesaret edemez. Tek bu dizlerin üstünde geçen an uzasın, tek avucunu gıdıklarken anasının sesi ‘ Buraya bir kuş konmuş, bu tutmuş, bu kesmiş, bu pişirmiş, bu yemiş, bu da mektepten gelmiş, hani bana hani bana, demiş.’ derken küçüğün parmaklarını teker teker okşasın da isterse bu parmakları dibinden kessin, koparsın…
Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil , el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günlerin uzak olmamasını dilerim.
17.10.1932 Konya