Bütün dünyayı sevmeye hazırdım, değerlendiren çıkmadı. Böylelikle de nefret etmeyi öğrendim. Renksiz gençliğimi, kendime ve dünyaya karşı giriştiğim savaşta tükettim. Alaya alınmaktan korktuğum için en iyi duygularımı yüreğimin derinlerine gömdüm, orada silinip gittiler. Hep doğru söyledim ama bana inanmadılar. O zaman kandırmaya başladım. Kibarların dünyasını, toplumun işleyişini iyiden iyiye kavrayınca, hayat biliminde ustalık kazandım. Başkalarının bu ustalığı kazanmadan mutluluğa nasıl ulaştıklarını gördüm. Benim hiç yılmadan erişmeye çalıştığım önceliklerin tadını, onlar kendilerini hic yormadan çıkarıyorlardı. O zaman içimi bir karamsarlık kapladı. Tabanca kurşunuyla giderilecek türden bir karamsarlık değildi bu: Soğuk, çaresiz, sevimliliğin, iyi niyetli bir gülümsemenin altına gizlenen bir umutsuzluktu, Ruh yönünden sakat olmuştum. Ruhumun yarısı yoktu; solmuştu, uçmuştu, ölmüştü. Ben de o yarıyı kestim attım.
Sayfa 12 - Mikhail Yuryeviç Lermontov - Zamanımızın Bir Kahramanı