Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bugün pazar
Bugün beni ilk defa güneşe çıkarttılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
Bu kadar benden uzak
Bu kadar mavi
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak
Kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
Dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben…
Bahtiyarım…
Nazım Hikmet Ran
Kendi kendimeyken, hiç kimsenin söylemediği sözlere her türden zekice yorum yapabilir, yerinde cevaplar düşünebilirim ve onunla nükteden bir sosyallik yaşayabilirim. Ama bunlar canlı kanlı bir bedenle karşılaştığımda yok olur: aklımı kaybederim, daha fazla konuşamam ve yarım saatten sonra yorgun hissederim. İnsanlarla konuşmak uykumu getirir.(…)
Ben senin sınırlı gövden ile
Beni sonsuz sarmanı diledim.
Uykum seninle kışın kolları arasında
Devrilerek dönerek tamamlansın,
İçimde kuzeyin kuşları sussun istedim.
Kışı ve kışın kalbimde ağırlaşan meyvesini,
Çiy düşmüş, soğumuş, donmuş bir dili hatırlamak için
Beni büyüleyen o kimyanın boşluğunda durup yalvardım:
Beni bu siyah boşluğun içine bırakma,
Derin bir zaman istedim senden, ama bana onu verme! Ne kışa ne yaza uygun kalbim, çatlat aramızdaki donmuş dili,
Yokluğunun sebebini anlatamadım kendime,
Yokluğun ne vakittir karlı bir tepe gibi
İçimde.
Ayağa kalk, yaklaş, dilini döndür ağızında, de ki:
Ben onunla denizin dövdüğü dilsiz
Taşlar üstünde sustuydum.
Birhan Keskin