"karşılaşmaları huzursuzluk vermişti. kadın utangaçtı, başını öne eğdi. erkeğin kendisine yaklaşmasına bir fırsat sunmak için. ancak erkek cesaretsizlikten yaklaşamadı. kadın arkasını döndü ve uzaklaştı."
(aslında yapmamam gereken bir şey yaptım ve bir filmden replik paylaştım. fakat filmin kendisi zaten şiir gibi; yani edebiyata çok yakın. "fa yeung nin wa" izleyin, izlettirin...)
"insanın varoluşu ona yalnızca verilmemiştir, ondan istenir de. insan varoluşundan sorumludur ve kendisiyle ne yapmış olduğu ona sorulduğunda cevap vermekle yükümlüdür. bu soruyu ona yönelten kendi yargıcıdır, yani kendisi. böyle bir durumda anksiyete yaşanır: göreli bir deyimle, suçluluk anksiyetesi; daha kesin bir deyimle, kendini aşağılama ve lanetleme anksiyetesi."
"gelişim gökyüzüne bir şey katmadı,
gidişim ihtişamından bir şey kaybettirmedi.
kulaklarım şahidimdir, kimse bir şey sormadı;
neden geldim, neden gidiyorum?"