Bu kutsal mı kutsal sudan, yeni yapraklara
bürünmüş taze bir fidan gibi canlanıp da,
arınmış olarak eski yerime vardığımda
çıkmaya hazırdım, artık yıldızlara.
Hey.
Sence insanlar ne zaman ölür?
Bir tabanca mermisiyle kalplerinden vurulduklarında mı ?
Hayır.
Tedavisi olmayan bir hastalıkla harap olduklarında mı ?
Hayır.
Zehirli bir mantardan çorba içtiklerinde mi ?!
Hayır !
İnsanlar; Unutuldukları zaman ölürler.
Ah, insanlar niçin her şeyi anlayamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar tam onun gibi -fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İllâ ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hâkim olmak arzuları...