İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır
Anzak anıtın‘dan çıktığımızda bizi güzel bir sürpriz bekliyordu. Rehberimiz, caddenin karşı yakasındaki parkı göstererek:
“İşte burası da Atatürk parkı!” dedi. Hepimiz heyecanlandık. Doğruca oraya gittik. Parkın orta yerinde, hilal şeklinde bir anıt var. Bu hilalin tam ortasına, Atatürk’ün büstü yerleştirilmiş. Öyle bir coşkuya kapıldım ki ! Rehberim dediğine göre, bu anıt dünyada düşman komutanı anısına yapılmış tek anıtmış.
Canberra’nın orta yerine böyle bir anıtın konulmasının nedeni, yine Atatürk’ün insancıl politikasından kaynaklanıyor: Atatürk döneminin içişleri Bakanı Şükrü Kaya, Çanakkale Bölgesi’ne denetleme yapmaya gidecektir. Atatürk, Bakan’dan Çanakkale Şehitliğinde bir konuşma yapmasını ister. Sükrü Kaya’ya şunları söyler:
“Dünyaya seslenircesine bir konuşma ve tutum içinde olmalısın. Çanakkale’de yalnız bizim şehitlerimiz değil, bu topraklar üzerinde can vermiş yabancı askerler de bulunuyor. Konuşmada, o kahraman savaşçıları da saygıyla anmalısın.”
Şükrü Kaya, “ Bu sözler ancak sizin söyleyebileceğiniz yüksek sözlerdir. Ben böyle bir konuşma yapamam,” der.
Atatürk, içişleri Bakanı için bir konuşma metni hazırlar, Metin’de şunlar yazılıdır:
“ Bu yurdun Toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost ülkede bulunuyorsunuz. Huzur ve sessizlik içinde uyuyunuz. Sizler, mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarına savaşa gönderen anneler! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim varımızdadır. Huzur içinde, rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır. “
Meğer, şehitlikte bu konuşma yapılırken, birkaç gazeteci konuşmayı not etmiş. Bu konuşma kısa sürede dünya gazetelerine yansımış. Aradan birkaç hafta geçmeden, içişleri Bakanı’na telgraf
Yarın ne getirecek bilmiyorum, ama her şeyi doğru yapmış değil, “yaşadım” diyebilecek biri olarak ölmek istiyorum. Hayat hata yapmaktan korkmak için çok kısa. Korkmuyorum