Çok mu yalnızdım? Öyleyse bile, bunu kendim kalabilmek için göze almış olmalıyım. Ama işte, insan bazı bedelleri ömür boyu ödemek istemiyor.
Tek başına bir şey değil, kendinden büyük bir şeyin parçası olmak istiyor bazen.
Çok fazla şey hissetmiyordum. Tükenmiş, içim boşalmıştı. Olan bitenleri Margaret'a anlatmak için hiç arzu duymuyordum. Susie'yi, bir çocuk dört uzvuyla, normal bir beyinle ve o çocuğa, kıza, kadına herhangi bir yaşam sürmesi olanağını veren duygusal donanımla doğduğunda ana babaların sahip olduğu talihi düşünüyordum daha sık. Şairin bir zamanlar yeni doğmuş bebekler için dilediği gibi, sıradan olasınız.
Bu zor dünyada kendime değil de, bir başkasına güvenebileceğimin gerçeğinin beni ne kadar mutlu ettiğini, size ne kadar minnet duyduğumu bilmiyorsunuzdur değil mi ?
Orta sınıftan biri için kendi ben'inden, kuşkusuz yeterince gelişmeyip güdük kalmış bu ben'den değerli bir şey yoktur. Dolayısıyla, yoğunluk pahasına kendini ayakta tutar, güven içinde yaşar, Tanrıya sevdalanmışlığını verip vicdan rahatlığını alır karşılığında, hazzı verip hoşnutluğu, özgürlüğü verip rahatlığı, ölümcül ateşi verip tatlı sıcaklığı alır.
Yazıklanılacak bir şey yoktu, geçip gitmiş hiçbir şeye yazıklanmamak gerekiyordu.Yazıklanılacak tek şey şimdiydi, bu gündü, yitirdiğim, sadece edilgen bir tutumla katlandığım, bana ne armağanlar sunmuş ne beni fazla sarsmış bu sayısız saatler ve günlerdi.