"Bu dünyanın en büyük mutluluklarının boş ve anlamsız bir yanı olduğu halde; yürekten gelen tüm acılarda gizemli ve kutsal bir derinlik, hattâ kimi insanların çektiklerinde meleklerin en büyüklerine özgü bir yücelik vardır."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Aç kendini, diye yazmıştı günlüklerinde, “insan dışarı çıksın.” İçindeki insanın dışarı çıkmış olduğunu çok ender hissettiği için eserlerinin çoğundan memnun değildi, hiç kuşkusuz aynı sebepten yakılmaları için talimat vermişti. Bu açılmayı onun için bilhassa zor ve acılı hale getiren de kötülüğe dair sezgisinin şiddetliliği, bir yandan iyiliğe olan inancının da eşit derecede güçlü olması ve bu ikisinin tek bir kişiliğin sınırları içerisinde barınamayacak kadar uzlaşmaz olmalarıydı.
Kafka’nın açmazının temelinde de bu vardı; dünyayı iyi olarak görmemek yoğun bir suçluluk duygusuna kapılmak, iyiymiş gibi davranmaksa kibir suçu işlemekti. Başka bir yerde yazmış olduğu gibi, “Kötülük iyiliği tanır, ancak iyilik kötülük nedir bilmez,” — gerçek iyilik bir ayrım kabul etmezken, kötülük bu ayrımın her zaman farkındadır. Kafka bu açmazdan kaçamamıştır.
"Doğru olduğunu bildiğim şeyi yapmaya cesaret bulamıyordum; nasıl ki daha önce de yanlış olduğunu bildiğim şeyden kaçınacak cesareti gösteremeyişim gibi."