Bazan etrafımızda o kadar esrarlı bir hadise olur ki ince teferruatına kadar bunu sezeriz fakat hiçbir şey idrak etmeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh her şeyi anlar fakat bize anlatmaz, böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar.
Rüyalarımız,bir delinin uyanık şuurundaki abuk subuk hayallerin tecellisinden başka nedir?Hepimiz günün bir kısmında,yani uyurken deliriyoruz ve belki de aklın çemberinden,sıkıntısından kurtulan ruhumuz böylelikle dinleniyor.Biz rüyalarımızda çıldırıyoruz,deliler uyanıkken rüya görüyorlar
Ekinlerini sürenler, yağmuru marifet bilip, bekleyişinden bahis açmadı. Çok sonra mezarında açan otlar da kuruyunca, otlarını değil de mezarını suladılar. Ve bir gece mezarından kalkıp kuru otları suladı. O akşam da dinmeyen bir yağmur başladı. Bir daha dönmedi mezarına.
cesur biri olarak bilindiğini düşündü, güldü. Mırıldanmaya başladı,"_akşam kılıçlar düşürdüğü ayın ışığından boğaz'da/ müjgân mıdır bir uzak gülümsemek midir sazda"_