Kitabı yaklaşık 99 gün gibi bir sürede tamamladım.
Bir öğretmen olarak okurken en çok hissettiğim duygu meraktı. Her bölümde yazarın bir sonraki sayfada nasıl bir bakış açısı sunacağını düşünmeden edemedim. Ancak bu merak her zaman olumlu bir hisle eşlik etmedi; bazı bölümler beni ciddi anlamda huzursuz etti, hatta yer yer öfkelendirdi.
Kitabın “Çocukluk bir cehennemdir.” cümlesiyle başlaması benim için oldukça çarpıcıydı. Bu ifade, kendi çocukluğuma dair bazı duyguları da yeniden hatırlamama neden oldu. Özellikle çaresizlik ve yoğun mutsuzluk hissettiğim anları düşündürdü. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken nokta ise, çocuklukta maruz kalınan pek çok davranışın aslında istismar olarak değerlendirilebileceği fikri oldu.
Yazar, günlük hayatta farkında olmadan çocukları nasıl incitebileceğimizi oldukça açık ve net bir dille ortaya koyuyor. Ancak bir eğitimci olarak bu yaklaşımın pratikte uygulanabilirliği konusunda zorlandığımı söylemeliyim. Kitapta yer yer çocuklara karşı oldukça geniş bir müsamaha alanı önerildiğini düşündüm. Günümüzde sıkça gözlemlediğimiz, sınır koymakta zorlanan ve bireyselliği aşırı vurgulayan çocuk davranışlarını da bu bakış açısıyla birlikte değerlendirdiğimde, bazı noktalarda rahatsızlık hissettim.
Özellikle bir ebeveynin bu kitabı tek başına rehber olarak okumasının zorlayıcı olabileceğini düşünüyorum. Çünkü kitap, ele aldığı konuların yanı sıra diliyle de zaman zaman umutsuzluk hissi yaratabiliyor.
Buna rağmen, çocuklarla ilgilenen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ancak daha sağlıklı değerlendirebilmek için, çocuk gelişimi ve eğitimi üzerine farklı kaynaklarla birlikte okunması çok daha dengeli bir bakış açısı sağlayacaktır.