Seda

Seda
Siz merhametten, acıma duygusundan, yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız. Yerine göre haklısınız.. Fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için en büyük hakkı kaybediyorsunuz. youtu.be/Jf7Ne0aAanU
10/10
·490 syf.··
2023 8. kitabı
Uzun zaman sonra kitap incelemesi yazıyorum, içimde bayram sevinci yaşayan bir çocuk var sanki. Kitaba geçmeden bir kaç şey söylemek istiyorum. Bazı kitaplar kitaplıkta uzun zaman kalır, elimiz hep gitmek ister ama hiç gitmez, bir gün alıp okumaya başlarız ve o kadar beğeniriz ki kendi kendimize kızarız. Bunca zaman nasıl okumazsın, kendini bu muazzam eserden nasıl mahrum bırakırsın diye. Ben bundan hem üzüntü hep mutluluk duyuyorum. Bütün dünyaya haykırmak istiyorum bu kitap bir harika dostum! Hemen okumalısın ve hemen bana yazmalısın, üstüne konuşmalıyız diye! :) Ve bu öyle bir kitap. Eh kitap incelemesine gelelim :) 1960’lı yılların başlarında Konya Beyşehir'den İstanbul'a göç eden Aktaş ve Karataş ailelerinin elli yıllık tutunma hikâyesini merkeze alarak göç, toplumsal dönüşüm bireysel varoluş süreçlerini İstanbul özelinde anlatıyor. Diyerek başlayalım Google amcanında belirttiği gibi. Kitabın 1960 senesinden başladığını söylemiştim. Benim dikkatimi çeken ilk şey şu oldu. 1960’dan günümüze kadar hiç mi bir şey değişmez? İstanbul gelişmiş, yeni yeni binalar, yollar köprüler yapılmış, ama insanımız maalesef hiç değişmemiş. Yobazlığı, cahilliği, ataerkil toplum inancı, şiddete meyilli oluşu, adaletsiz ve ırkçı oluşu baki kalmış. Senelerden beri insanı insan olarak sevmeyi öğrenememişiz. Kitabın içinde o dönemin siyasi ve sosyal olaylarına bol bol tanık oluyoruz. Ben sürekli araştırma yaparak okudum ve bu ülkenin insanlarına olan inancım maalesef kalmadı. ‘Aynı fikirde değiliz diye kimse kimseyi eskiden olduğu gibi sokakta vurup öldürmüyor artık.’ Diyor Orhan Pamuk. Bence cinayeti gizlemesini çok iyi biliyoruz. Acı gerçek bu. Siyaseti ve o dönemin sosyal olaylarını bir kenara bıraktığımız zaman, erkeklerin kadınlar üzerinde üstünlük kurma çabasını görüyoruz. Ben
Duygu ve Düşünce
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·141 syf.··
2022 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2022 22:49
İncelemeyi bitirip okuduktan sonra fark ettim de, kendi ırkımızı çok gömmüşüm. Affedin. :) Sırça Köşk. İçinde bulunan kısa hikaye ve masalları okuduktan sonra, insanları neden sevmediğimi bir kez daha anladım. Seneler öncesinden bugüne hiçbir şey değişmemiș. Daha da kötüye gitmiş diyebiliriz. Mesela, Portakal adlı hikayede; kendi çıkarlarımız söz konusu olduğunda, insanların ekmeği ile nasıl oynanır, nasıl yalan söylenir, bunları görüyoruz. Katil Osmanın hikayesinde; sırf namımız yürüsün, insanlar bizden çekinsin diye bir insanın hayatı nasıl elinden alınır, bunları görüyoruz . Böbrek hikayesinde; Paragöz olduğumuzu, mesleğimizi sadece para aşkı ile yaptığımızı görüyoruz. Yardımlaşma nerede, insaniyet mesela? Millet Yutmuyor adlı hikayede; insanlar nasıl kandırılır, olmayan bir şey nasıl var gösterilir onu görüyoruz. Zaten, bizde kendini başkası gibi gösteren, insanlar yüzünden acı çekmiyor muyuz? Hakkımızı Yedirmeyiz adlı hikaye.. Ah sanki günümüz dünyasını gördüm, kaç sene öncesinden. Elhamdülillah Müslümanız. İşte bu yüzden hepimizin ahlaklı, vicdanlı, merhametli, adaletli olması gerekmiyor mu? Oysa dinin arkasına sığınıp bütün kötülükleri yapıyoruz. Halimiz dışarıdan dört dörtlük içeriden çöplük. Cankurtaran adlı hikayede; fakirliği hissediyoruz. Sevgiyi sorguluyoruz. İnsanlarda hiç merhamet kırıntısı kalmadığını, her şeyin para olduğunu görüyoruz. Zaten pandemi çıktığında da maske fiyatları uçmuş, deprem olduğunda kiralar fırlamamıș mıydı? Dostoyevski boşuna dememiş. "Aşağılık insanoğlu" diye! Hikayelerden sonra masalları okumak çok iyi geldi. Hepsi bir ders niteliğinde idi. Çok beğendim. Kapanışı da Sabahattin Ali'nin bir sözü ile yapıyorum. "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,9bin okunma
10/10
·375 syf.··
2020 70. kitabı
Khaled Hosseini'nin kaleme aldığı eser. Uçurtma Avcısı. İncelemeye nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Sanırım duygu patlaması yaşıyorum. Kitap, Afganistan da beraber büyüyen iki çocuğun hayatını anlatıyor. Ait oldukları sınıfları. Zengin fakir ayrımını açık bir şekilde görüyoruz. Kitabın içinde aradığınız her şey var. Dostluk, ihanet, aile, aşk, gerçek yaşam. Daha önce bir kitabı okurken bu kadar gözyaşı döktüğümü hatırlamıyorum. Nefes alamamak, dünyada yüzyıllardır yaşanan gerçekleri bir daha görmek, hissetmek. Kadınlar olarak en çok korktuğumuz şey nedir? Kesinlikle taciz ve tecavüz. Kitapta küçücük bir çocuk bunu yaşıyor arkadaşlar. Ve seneler sonra o çocuğun evladı da aynı saldırıya, tacize maruz kalıyor. Kızlar annelerinin kaderini yaşar derler. Sanırım bu hikaye de, erkekler babalarının kaderlerini yaşıyorlar. Kitabı bitirdim ama etkisinden ne zaman çıkarım? İşte bunun cevabı yok. Okuduğum olaylar kitapla beraber bitmiyor, aklımdan çıkmıyor. Gerçek hayatta hep var olan şeyler. Çocuklarını doyurmak için, kendilerinden vazgeçen aileler. Kendi canını kurtarmak için herkesi gözden çıkaran arkadaşlar, akrabalar. Dini arkasına alıp, her kötülüğü yapan sözde iyilik melekleri. Dünyada kötülük hep vardı. Hep var olacak maalesef. Ama çocuklar, masum insanlar. Sanırım hep onlar üzülecekler. Hasancığım canım çocuğum. Tertemiz kalbine çiçekler bıraktığım, kendin gibi sessiz çığlıkların olan evladım. Sen Emiri affettin ama ben affetmeyeceğim. Arkadaşlık, mükemmel şey. Anlamlı şey. Ama doğru insanlarla. Sana bin tane öpücük bırakıyorum bir tanem. Arkadaşlar okuyun, okutun. Kendinize yapacağınız en güzel iyilik bu kitabı okumak. Ama kalp dayanmıyor benden demesi. Ve son olarak. Khaled Hosseini fazla mükemmel bir yazarsın. Kitabı okumuş olan arkadaşlar ne demek istediğimi
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,5bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2020 67. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2020 21:46
Herkese merhaba, Kolera Günlerinde Aşk. Gabriel Garcia Marquez tarafından yazılmış eser olur kendileri. Kitaba başlamadan önce küçük bir araştırma yapmıştım. Çok güzel incelemeler okumuş, kitaptaki aşka hayran olan çok kişi görmüştüm. Bu sebepten kitabı hemen okumaya özen gösterdim. An itibari ile de bitirdim. Size kitabın konusunu, olay örgüsünü çok fazla anlatmak istemiyorum. Çok güzel inceleme yazan arkadaşlar var. Siz de kitabı incelemek isterseniz görebilirsiniz. Lakin çoğu kişinin aksine ben kitabı beğenmedim. Hatta bir bölümden sonra soğudum diyebilirim. Kitaptaki aşka hayran olan arkadaşlar. Hangi aşktan bahsediyoruz? Tamam karakterimiz sevdiği kadını 53 sene beklemiş olabilir. Helal olsun diyelim. Ama nasıl beklemiş. Devamlı olarak başka kadınlarla beraber olmuş, başka bedenlerde tutkuyu tatmış. Bundan doğal bir şey olabilir mi, hayatına devam edecekti elbette diyebilirsiniz. Tabiki edebilir. Ama bu sefer masum bir sevgi olmaktan çıkar. Sonuçta, insan birini bütün kalbi ve aklı ile severse nasıl başkasına dokunabilir? O zaman buna gerçek sevgi diyebilir miyiz? Kendi fikrimce hayır. Kitabın bir bölümünde okuduklarım karşısında sinirlendim ve kitabı bir müddet okuyamadım. Neden mi? Hemen anlatıyorum efendim. Karakterimiz olan Florentina Ariza 74 yaşına gelmiş bir ihtiyardır artık. Hala sevdiği kadını beklemektedir. O ara akrabaları tarafından ona emanet edilen kız çocuğu ile yaşamaktadır. Yaşamak kısmını biraz açalım ve birlikte olmak diyelim. Evet doğru duydunuz. Kendinden 60 yaş küçük kız çocuğu ile defalarca birlikte oluyor adam. Gerçek hayatta hepimizin tepki gösterdiği, kabusumuz olan pedofili değilde nedir bu? Hiç kimse bu konuya değinmemiș, benim okurken ruhum daraldı arkadaşlar. Siz gerçekten böyle bir adam tarafından sevilmek böyle bir ilişkide olmak
İlişkiler
Kolera Günlerinde AşkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
10/10
·574 syf.··
2020 39. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2020 18:03
Kitabın; anlatıcısının ölüm olduğunu düşünün, kulağa biraz ürkütücü geliyor değil mi? Söze kısaca kitabın konusunun; ikinci dünya savaşını ele alarak yazılmış olduğuyla başlayabilirim. Belki bu cümle kitabı okumayan çoğu kişi için yeterli gelebilir. Lakin kitabı okumaya başladığınız zaman kelimelerin inceliğini o kadar güzel kavrıyorsunuz ki. O kadar tatlı detaylar varki. Cümleler hem kahkaha barındırıyor hemde hüzün. Bir sayfada diyaloglara doyasıya gülerken diğer sayfada derin bir üzüntü sizi kollarını açmış karşılıyor. Beni kitapta en çok sinirlendiren ve üzen olay insanların gerçekten nasıl bu kadar vicdansız, merhametsiz olabilmesiydi. İnsan, sadece insan olduğu için var olamaz mıydı ? Alt tarafı bir kaç insan tanıyıp gitmeyecek miydik bu dünyadan? O zaman bu kadar insan (Yahudi) düşmanlığı nedendi? Kitabın karakterlerine gelirsek eğer çoğu karakteri sevdim. Her biri kendi içinde mükemmel. Ama kanım en çok; •Her zaman merhamet sahibi olduğu için Domuzkız Liesel'e • Jesse Owens gibi hissetmek için kendini tamamen siyaha boyayıp metrelerce koşan Rudy'e •Tek suçu yahudi olan Max'a •Liesel'in kütüphaneden kitapları kolay çalabilmesi için, evinin camını devamlı olarak açık bırakan Vali'nin karısına •Ve ölecek olan bir Yahudiye ekmek verdi diye 4 kırbaç darbesi yiyen Keriz Hans'a ısındı. Kitapları evim gibi gördüğüm doğrudur bu yüzden aileme yeni katılan insanları kısaca size tanıtmak istedim. Sevdiğim kitapları zorla herkese okutma isteğimde doğrudur. Benimle aynı hisleri, aynı kelimelerde takılı kalmalarını isteriim. Konu yine dağılmadan kitaba dönersek daha iyi olacak gibi. :) Markus Zumak'ın kaleme aldığı 574 sayfalık kitap. Sayfa sayısı sizi korkutmasın ben iki günde bitirdim. Kitabın sonunun çok güzel bittiğini ve filmininde izlenmeye değer olduğunu
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Yayınları · 202114,5bin okunma